18 Aralık 2010 Cumartesi

Hac Şarkısı

Malum çocuklar için hac biraz karışık bir ibadet. Belki haccın menasikinin hepsinin isimlerini bilmeleri gerekmiyor ama en azından ihram, tavaf, sa'y, vakfe ne demek bunları öğrenmeleri için faydalı olabilir bu şarkı. Şarkıyı youtube'da dinleyince çok beğendim ve Türkçe'ye çevirmeye çalıştım. Oğlumla evde sık sık söylüyoruz. Hatta oğlum kendi uydurduğu hareketlerle birlikte daha eğlenceli bir hale dönüştürdü. Yukarıdaki videoda onun sesini dinlemiş oldunuz :)
"Hac vaktinde biz Kâbe'ye gideriz" derken postacı gibi hızlı yürüme hareketi yapıyor.
"Hacca giderken ihram giyeriz" derken giyinme hareketi yapıyor.
"Öncelikle Kâbe'yi tavaf ederiz" derken kendi etrafında dönüyor.

"Safa ile Merve'de sa'y yaparız" derken odanın bir ucundan diğerine gidip geliyor.

"Arafat'ta vakfeye dururuz" derken hemen yüksek bir yere (yatak, koltuk) atlıyor, kollarını bağlayıp bekliyor
"Oradayken bol bol zemzem içeriz" derken su içme hareketi yapıyor.
"Medine'de Peygamberi anarız" derken elini kalbine koyuyor.
Şarkının sözlerini aşağıdaki gibi yazdım ama ben hem çok uzun olmaması açısından hem de şeytan taşlama vs. aklını karıştırmasın diye biraz kısalttım. Daha büyük yaşlar için diğer bölümler eklenebilir. Bir def vs. eşliğinde topluca ve hareketleriyle birlikte söylendiğinde bir rond havasında çok eğlenceli oluyor. Şarkıyı orijinalinden dinlerseniz nasıl söylendiğini daha iyi anlayabilirsiniz.
HAC ŞARKISI
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk
İnne’l-hamde
Ve’n-ni’mete
Leke ve’l-mülk
Lâ şerîke lek.

Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz
Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz
Hac vaktinde Mekke’ye
Hac vaktinde Mekke’ye
Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz

Hacca giderken biz ihram giyeriz
Hacca giderken biz ihram giyeriz
Hacca giderken ihram
Hacca giderken ihram
Hacca giderken biz ihram giyeriz


Öncelikle Kâbe’yi tavaf ederiz
Öncelikle Kâbe’yi tavaf ederiz
Öncelikle Kâbe’yi
Öncelikle Kâbe’yi
Öncelikle Kâbe’yi tavaf ederiz


Safa ile Merve’de sa’y yaparız
Safa ile Merve’de sa’y yaparız
Safa ile Merve’de
Safa ile Merve’de
Safa ile Merve’de sa’y yaparız


Arafat’ta vakfeye dururuz
Arafat’ta vakfeye dururuz
Arafat’ta vakfeye
Arafat’ta vakfeye
Arafat’ta vakfeye dururuz

Cemrelerde şeytanı taşlarız
Cemrelerde şeytanı taşlarız
Cemrelerde şeytanı
Cemrelerde şeytanı
Cemrelerde şeytanı taşlarız

Hacda Allah için kurban keseriz
Hacda Allah için kurban keseriz
Hacda Allah için kurban
Hacda Allah için kurban
Hacda Allah için kurban keseriz


Oradayken bol bol zemzem içeriz
Oradayken bol bol zemzem içeriz
Oradayken bol bol zemzem
Oradayken bol bol zemzem
Oradayken bol bol zemzem içeriz

Medine’de Peygamberi anarız
Medine’de Peygamberi anarız
Medine’de Peygamberi
Medine’de Peygamberi
Medine’de Peygamberi anarız

Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz
Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz
Hac vaktinde Mekke’ye
Hac vaktinde Mekke’ye
Hac vaktinde biz Mekke’ye gideriz
Şarkının orijinali aşağıdaki gibi:

13 Aralık 2010 Pazartesi

Okul Öncesi İçin Elifbâ Öğretimi (Hareke Öğretimi)

(Yazının bundan sonrasında anlatılacak yöntemler Zehra Aras tarafından hazırlanan ve Zaras Yayınları'ndan çıkan Kur'an Öğretim Seti'nden alıntıdır. Yazarın izniyle buraya eklenmiştir.)
Üstün:
Harflerin üzerine gelen bir "şapka" gibidir. Harfleri çok değiştirmez. (Okuturken harfin üzerinde şapkası olduğunu söyleyin.)

Esre:
Harflerin altına gelir, halfi güldürür. (Telaffuz ederken harfi güldürün, ağzınız kulaklarınıza varsın:) )

Ötre:
Gezmeyi çok sever, harfleri komşuya götürür. (Dudaklarınızı abartılı şekilde öne doğru uzatın)

Cezim:
Harfleri birbirine birleştirir. (Avucunuzu açıp iki harfi sıkıca tuttuğunuzu söyleyin.)


Örneğin kelimemiz "küf" olsun. Okuturken; kü-fe, kü-fe, küf şeklinde okutabiliriz. Küf dediğimiz anda avucumuzu kapatacağız.
Şedde:

Örneğin kelimemiz "emme" olsun. Okuturken e-me, e-me, em-me şeklinde okutabiliriz. Emme'yi okurken em derken avucumuzu kapatıp, me derken açacağız. (Tut-bırak)

İki üstün, iki esre, iki ötre:
Bu harekelerin diğerlerinin ikili şekilleri olduğunu söyleyip okuturken ikili harekeyle harekelenmiş olan harfte elimizi sertçe masaya vuracağız. Örneğin "izen" kelimesini okuturken zen derken elimizi sertçe vurabiliriz.

Âsar ve çeker (Elif ve yâ işaretleri):


Uzun med:

Çocuk buraya kadar geldiyse oldukça yol almışsınız demektir. Durak işaretleri vs gibi bazı konuları okul öncesi için Kur'an'a geçtiğinde göstermeniz daha faydalı olacaktır.

Okul Öncesi İçin Elifbâ Öğretimi (Harf Öğretimi)

Harf öğretimi konusunda değişik yöntemler mevcut.

  1. Harfleri resimlerle birlikte öğretmek. Bu yöntem ile Türkçe bir kelimenin baş harfi ile Arapça bir harfi eşleştirmiş ve aslında yanlış bir şey yapmış oluyoruz. "Elmanın elif'i" veya "elmanın e'si" demek gibi. Bu yöntemi kullanmak için kelimeler zorla Arap harfleriyle eşleştiriliyor ve ortaya komik bir tablo çıkıyor. "Gazetenin ğa'sı" gibi. Bazen de çocuğun gündeminde olmayan kelimeler seçiliyor. "Tayyarenin tı'sı" gibi. Eğer kökeni Arapça olan kelimeler seçilir ve "elmanın elif''i" şeklinde değil de "elma elif" şeklinde sadece çağrışım amaçlı kullanılırsa bir nebze istifade edilebilecek bir yöntem. Daha önce bu konuyla ilgili yayınladığım bu yazımı okuyabilirsiniz. Oğlum harfleri bu şekilde öğrendi ve bir sorun yaşamadık.
  2. Harfleri tek tek değil de harekeli halleriyle göstermek. Yani "sin" harfini "se, si, su" şeklinde öğretmek. Bu yöntem ile çocuğun öğreneceği harf sayısı 28x3=84'e çıkıyor gibi görünse de planlı bir şekilde, zamana yayarak verilirse (günde bir-iki harf gibi), konuya uygun hikâyecikler, görsel materyaller kullanılırsa verimli olabilir.
  3. Ses temelli yöntem. İlköğretimde uygulanmaya başlayan bu yöntemde harflerin önce sesleri öğretiliyor. Örneğin "B"harfi "be" şeklinde değilde sesli harften destek almadan, e harfi söylenmeden "b" şeklinde telaffuz ediliyor. Aynı yöntem Kur'an öğretiminde de kullanılıyor. Bütün harfler cezimliymiş gibi seslendiriliyor. Montessori eğitiminde de kullanılan bu yöntemin Latin alfabesinde nasıl uygulandığını bu videodan seyredebilir, Kur'an öğretiminde uygulanışını da Ses Temelli Elifbâ'yı inceleyerek öğrenebilirsiniz.
  4. Klasik usûl, harfleri kendi isimleriyle öğretmek. Eskiden beri kullanılan bu yöntemde harfler, "elif, be (veya bâ), te (veya tâ)..." şeklinde öğretiliyor. Her harfin adının ayrı, harekeli hallerinin farklı okunması bence işi kolaylaştırıyor, Türkçe'deki gibi karışıklık olmuyor. Bu yöntemle birlikte hikâyeler kullanılırsa daha verimli oluyor.

Harflerin değişik şekilleri (başta, ortada, sonda harfler):

Daha önce bu yazımda bahsettiğim gibi harf kartları hazırlanabilir veya harfler kartlara yazıldıktan sonra kuyruk kısımları katlanılarak sadece baş kısımları gösterilebilir. Bir açıp bir katlama suretiyle harflerin ana bölümleri vurgulanmış olur.

(Okul öncesi için hazırlanan elifbâ kitaplarında bu bölümle ilgili hikâyeler de mevcut. Meselâ; ayın harfi bir arabaya biniyor, sadece başı görünüyor vs.)

Okul Öncesi İçin Elifbâ Öğretimi (Giriş)

0-6 yaş döneminin eğitimdeki önemi herkesçe mâlum. Kitaplardaki ifadesiyle bu dönemde çocuk verilenleri süngerin suyu içine çektiği gibi alıyor ve öğretilenler taşa yazılan yazı gibi kalıcı oluyor. Bu dönem elbette din eğitimi açısından da iyi değerlendirilmesi gereken bir dönem. Din eğitimi açısından bakıldığında, çocuğun bu dönemde algı seviyesinin yüksek olmasının yanında hadis-i şerifte bahsedildiği gibi "fıtrat" üzere yaratılan çocuğun bu eğitimi almaya meyilli olması, âdeta "kolaylaştırılmış" bir eğitim ve öğretimden geçiyor olması 0-6 yaş döneminin önemini bir kat daha artırıyor. Peki bu eğitim ve öğretim nasıl olmalı?
Dinî eğitim öğretim -özelde Kur'an okuma öğretimi- süresince dikkat edilmesi gereken temel noktalar:
  • Öğretici konumunda olan kişi bu işi sevgiyle ve sabırla yapmalı. Sevmediği bir işi istemeyerek yapıyor olması kaş yaparken göz çıkarmaya sebep olabilir. Kendisine din eğitimi yanlış şekilde verildiği için dinden soğuyan, soğumakla da kalmayıp tam tersine bir yapı geliştiren, çocukken camiden kovulduğu için bir daha camiden içeri adım atmayan insanların hikâyelerini defalarca duymuşuzdur.
  • Modern yöntemlerden faydalanılmalı. Eskiden olduğu gibi ilme talip olan "talebe"ler ile muhatap değiliz. Zamanımızın "öğrenci"lerine din eğitimini sevdirmek, ilgi çekici hâle getirmek için imkânlarımız dahilinde eğitim-öğretim sürecini renklendirmeliyiz. Bu "renklendirme" işlemi okul öncesi dönemde daha gerekli. (Renkli materyaller, bilgisayar oyunları, evde hazırlanan öğretici kartlar, bilgisayarda hazırlanan görsel ve sesli materyaller vs. )
  • Çalışma süresi iyi ayarlanmalı. Çocuğu yaşı gereği dikkat süresinin kısa olması nedeniyle kısa süreli çalışmalar yapılmalı, algısının açık olduğu zamanlar tercih edilmeli (uykuluyken, karnı açken vs. çalışılmamalı), dikkat dağıtıcı unsurlar bertaraf edilmeli.
  • Çalışma süresince çocuk teşvik edilmeli, karakteri nispetinde küçük ödüller verilmeli, takdir ifade eden kelimeler ve beden dili (öpme, sarılma vs.) kullanılmalı. Kesinlikle azarlanmamalı, çalışmak istemiyorsa zorlanmamalı.

3 Aralık 2010 Cuma

Kids English Books

Okul öncesi için İngilizce materyaller ararken karşıma bu site çıktı: Kids English Books. Sitedeki kitapları çevrimiçi olarak okuyabiliyor, PDF olarak kaydedebiliyor, isterseniz sesli olarak da dinleyebiliyorsunuz. Kitapların sitedeki haliyle çıktısını almak mümkün ama ben biraz değiştirip daha küçük kitapçıklar halinde hazırladım. dayanıklı olması için koli bandıyla lamine ettim :) İşte bizim kitaplarımız:

Çok fazla oldukları için hepsinin iç sayfalarını yayınlayamıyorum.

Örnek kitabımız; I Like Apples.

Diğer sayfalar...

Ben bir de kitapları bilgisayara kaydettikten sonra video şeklinde kısa filmler haline dönüştürdüm. Oğlum zaman zaman seyretsin diye. Böylece kitapları hem okuyoruz hem de kısa filmlerini seyrediyoruz. Örnek videomuz da aşağıda:


26 Kasım 2010 Cuma

Hac Kitabı

Ramazan ile ilgili hazırladığım lapbooktan sonra oğlum için bir de hac ile ilgili bir lapbook hazırlamak istiyordum ne zamandır. Bir türlü fırsat olmadı. Sonunda lapbook tarzı bir kitap hazırladım. Hac mevsimine yetiştiremedim, bayram bitti ama en azından hâlâ Zilhicce ayındayız:) Bazı fotoğraflar çok bulanık oldu, vakitsizlikten tekrar çekemedim. İnşa Allah ne oldukları anlaşılıyordur. Gelelim kitabın içeriğine...

Kitabın kapağı. Daha önce yaptığım Kabe maketinin süslemeleriyle aynı.

Girişte kitabın konusunu anlatması açısından seçilmiş hac ve kurban ile ilgili birer âyet bulunuyor:

Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi Allah’ın kulları üzerindeki bir hakkıdır. (3/Âl-i İmran, 97)
Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve Kurban kes. (108/Kevser, 2)

İlk sayfada İslam'ın Şartları... Bu sayfa da İslam'ın Şartları kitabımızdan alıntı.



İkinci sayfada Haccın tanımı, Zilhicce ayının vurgulanması, hacı ve umre kelimeleri. Kendisi de umreye gittiği için bu ayrıntıya değinmek istedim.

Hacı, ihram, tavaf, sa'y, vakfe kelimeleri... Oğlumun yaşı gereği haccın menasikinin ayrıntılarına ve işlemlerin sırasına değinmedim.

İhram yasakları... Tabi burada "Aslında Rabbimiz bizim insan, hayvan, bitki vs. bütün canlılara hiçbir zaman kötü davranmamızı istemez. İşte, ihram bize bunu öğretir." vurgulanmalı.

Telbiye... Sayfadaki resim newmuslimkids'ten...

Hac bize neler kazandırır?

Allah’ın emrini yerine getirerek O’nun sevgisini kazanırız

Farklı ülkelerdeki Müslüman kardeşlerimizle bir araya geliriz. Hacda herkes eşit olur.

İnsan, hayvan, bitki bütün varlıklara sevgiyle yaklaşmayı öğreniriz.

Peygamberimiz ve arkadaşlarının yaşadığı yerleri ziyaret ederek onları daha yakından tanır ve severiz.

Ka'be ve bölümleri... Haritalara meraklı olduğu için bu bölümü seveceğini düşünüyorum.

Kurban...

Kurban eti ne yapılır?

Kurban Bayramı... Sayfadaki resim yine newmuslimkids'ten...

Teşrik tekbirleri... Sayfadaki resim yine newmuslimkids'ten :)

Kurban ibadeti bize neler kazandırır? Sayfadaki resimler yine newmuslimkids'ten :)

Allah’ın emrini yerine getirerek O’na yaklaşırız.

Bize verdiği nimetler için Allah’a şükretmiş ve O’nun bize verdiklerinden başkalarına hediye etmiş oluruz.

Toplumda dayanışma ve yardımlaşma duyguları yaygınlaşır.

Aktivite sayfası...

"Bil Bakalım?" bölümünde en üstteki altıgende kavramlar, yanlarda da bu kavramları tarif eden resimler var. Örneğin; sa'y kavramı seçilirse sa'yi tarif eden resmin bulunup ortaya doğru katlanması gerekiyor. Basit bir eşleştirme oyunu yani.

Fark bulmaca. İki resim arasındaki 10 farkı bulabilir misiniz? :) Sayfadaki resim yine newmuslimkids'ten :)

Çiftlik hayvanları... Bu kartlar ile hem kurban kesilebilecek hayvan türlerini pekiştirmiş olacak hem de bu hayvanların isimlerinin İngilizcelerini öğrenecek...

Mescid-i Haram'ın krokisi ve numaralı yerlerin isimleri...

Kabe ve numaralı yerlerin isimleri... Üstteki iki aktivite daha önce yayınladığım şu postada mevcut...

Hikâye, şiir..

"Zemzem"; Zemzem'in çıkış hikâyesini anlatıyor.

Hz. İbrahim, eşi Hacer ve oğlu İsmail ile birlikte yola çıktı. Günlerce yol aldılar. Sonunda Mekke’ye çok yakın bir yerde konakladılar. Hz. İbrahim bir ağacın altına çadır kurdu. Hacer’le İsmail’i oraya yerleştirdi. Yanına yiyecek ve su bıraktı.

Hacer İbrahim’e:

- Bizi burada bırakmanı Allah mı emretti? diye sordu. Hz. İbrahim:

- Evet, dedi.

Hacer, Allah’ın emrine razı oldu:

- Öyleyse Rabbim bizi korur! Sen bizim için üzülme,dedi.

Hz. İbrahim onların güvende olmaları için Allah’a dua etti.

Mekke ıssız bir yerdi. Hacer ve İsmail tek başlarına kalmışlardı. Aradan günler geçti. Yiyecekleri ve suları tükendi. Hacer İsmail’i düşünüyordu. Küçük bebek açlığa ve susuzluğa dayanamazdı.

Su bulmak ümidiyle etrafı dolaştı.

Fakat çölde suya benzer bir şey yoktu. Çaresizlikle Safa ve Merve tepelerinin arasında yedi defa koşarak gidip geldi. Hiçbir yerde su bulamadı. Ümitsiz bir şekilde İsmail’in yanına döndü. İsmail’in yanına geldiğinde gözlerine inanamadı. İsmail’in minik ayaklarının kumlara dokunduğu yerden su fışkırıyordu.

Hacer sevinçle İsmail’e sarıldı. Defalarca Allah’a şükretti. Bu suya “zemzem” adını verdi.

(Alıntı: Peygamber Öyküleri, Hz.İbrahim, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Timaş Çocuk)

" Hac" şiiri...

HAC

Her zengin, ömründe bir kez

Hacca gider; bu bir farzdır.

Kâbe’yi tavaf eylemek

Yüce Rabbe bir niyazdır.

Zenci, beyaz, kızıl, sarı…

Tüm dünya Müslümanları,

Kâbe’de birlik olurlar;

Çünkü bir tektir Rabbleri.

Hacca gidip gelen kullar,

Tüm günahtan arınırlar.

Kâbe’ye sürülen her yüz,

Mahşerde ay gibi parlar

Üzeyir Gündüz

(Alıntı: Sabah Yıldızı)

"Beklenen Yolcu" Hümeyra ile hacdan yeni dönen dedesinin sohbeti...

BEKLENEN YOLCU

Kurban bayramı bitmiş, Hümeyra dedesinin dönüşünü bekliyordu. O kadar çok özlemişti ki onu; üstelik orada neler yaptığını da çok merak ediyordu. Dedesi hacca gitmişti, döndüğünde de Hümeyra’ya her şeyi anlatacağına söz vermişti.

O akşam haber geldi ve dedesi artık yarın dönüyordu. Gece heyecandan uyuyamadı. Ertesi gün öğleden sonra havaalanına gidip dedesini karşıladılar. Artık dedesi Hümeyraların evindeydi. Hümeyra bir an olsun dedesinin dizinin dibinden ayrılmıyor, ona merak ettiği her şeyi soruyordu. Annesi:

- Hümeyra; biraz rahat bırak dedeni, yeni yoldan geldi, yorgundur, dedi. Bunun üzerine dedesi Ahmet Bey:

- Yok kızım elleme çocuğa, ona ben hem söz vermiştim neler yaptığımızı anlatacağım!

Hümeyra:

- Sözünü unutmamışsın dedeciğim, ama annem haklı. Sen bugün dinlen, yarın anlatırsın, dedi.

Hümeyra ertesi günün olmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Beklediği gün çoktan gelmişti, annesinin hazırladığı güzel kahvaltıyı yaptıktan sonra dedesi ve Hümeyra oturma odasına geçip, sohbet etmeye başladılar.

Hümeyra:

- Dedeceğim, uçak sizi hemen Kâbe’ye mi götürdü? Kâbe nasıldı, büyük bir kutu gibi miydi?

Dedesi Hümeyra’nın sorularını dinledi ve gülümseyerek cevap verdi:

- Aman aman dur bakalım, biraz yavaş sor; her şeyi anlatacağım sana. Öncelikle uçak bizi Cidde’ye götürdü. Oradan otobüse binip 2 saat sonra Medine’ye vardık. Otele yerleştikten sonra, heyecanla ve hasretle beklediğimiz Rasulullah’ın evine gittik. Orada namaz kıldık, dua ettik. Ardından Rasulallah’ın kabrini ziyaret ettik. Görsen kızım her ülkeden birçok insan vardı. Herkes tek bir yürek, Efendimizin kapısındaydı. Orada da dualar ettik, Kuran-ı Kerim okuduk. İbadetlerimizi de yerine getirdikten sonra artık Medine’den ayrılma vakti gelmişti, hemen Mekke’ye doğru yola çıktık. Medine’den ayrılmak çok zor oldu…

Dedesinin gözleri dolmuştu. Hümeyra’ya anlatırken adeta haccı yeniden yaşıyordu. Hümeyra:

-Peygamberimizden ayrılmak eminim ki zor olmuştur dedeciğim…

Dedesi:

- Evet yavrum, O’nun evinden, yanından, yurdun ayrılmak zordu ama unutma ki önemli olan bu hasreti kalbimizde her daim yaşatabilmek, Peygamberimiz –Sallallahu aleyhi ve selem-‘i hayatımızın her anında örnek alabilmektedir. Mekke’ye girmeden önce bir bölgede İhram elbiselerimizi giydik.

Hümeyra hemen söze atıldı:

- İhram elbisesi nedir dedeciğim? Neden onu giydiniz?

- İhram hac ibadetinin yapıldığı özel elbisedir. Erkeklerin ki iki peştemalden ibarettir. Kadınların ki ise, üzerlerindeki kıyafetleridir. Ama yavrucuğum bunun ihram denilerek özel bir ibadet elbisesi diye söylenmesinin sebebi, ihrama girildikten sonra artık birçok şeye dikkat etmek gerekmektedir. Bunlar haccın Müslümanlardan istediği kurallardır.

- Bu kurallar nelerdir peki dedeciğim?

- Örneğin; tırnak kesmek, traş olmak, av hayvanlarını ve zararsız hayvanları öldürmek, zarar vermek. Bitkilere ve otlara zarar vermek, onları koparmak gibi davranışlar ihrama girince yasaktır. Aslında Rabbimiz bizim hiçbir zaman hayvanlara, bitkilere zarar vermemizi istemez. işte, ihrama bizlere bir yandan da bunları öğretmektedir. İhrama girdikten sonra artık Kabe’yi görmeye hazırdık. Tüm insanlar, fraklı ırktan farklı dillerden bir çok insan aynı kıyafetin içinde Kabe’de tavaf ettik. Kabe’yi ilk gördüğümüzde hep bir ağızdan..

Hümeyra dayanamayarak dedesinin sözünü kesti ve:

- Biliyorum! biliyorum! “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, Lebbeyk kela şerikeleke Lebbeyk! İnnel hamde ven nimete leke vel mülk la şerike lek” dediniz. Sen gitmeden önce bunu söylemiştin, unuttun mu?

- Ahh canım yavrum benim, aferin sana. Evet aynen öyle söyledikten sonra, Kabe’yi tavaf ettik, namazlarımızı kıldık, dua ettik, Kuran-ı Kerim okuduk. Her anımız ibadetle geçiyordu yavrucuğum. Kâbe’de iki rekâtta şükür namazı kıldık. İbadetle geçen günlerden sonra arefe günü Arafat’a gittik, orada vakfeye durup dua ettik. Hac görevimizi yerine getirmeye devam ediyor, her an ibadet ediyorduk. Sonra tekrar Mekke’ye dönüp Kâbe’yi tavaf ettik ve böylece elhamdülillah hac vazifemiz tamamlanmış oldu. Gelmeden önce yeniden Medine’ye uğrayıp Ravza’yı ziyaret etmek de nasip oldu çok şükür. Efendimizi ziyaret edip evimize, ailemize geri döndük.

- Çok güzel günler geçirmişsiniz dedeciğim, inşallah bir gün ben de giderim! Diye dua etti Hümeyra.

- Amin, inşallah yavrucuğum!

O esnada annesi elinde zemzem bardakları ve bir tabak dolusu hurma ile odaya girdi.

- Haydi, bakalım buyurun, zemzem ve hurmalarınız geldi.

Sonra hep birlikte zemzem içim hurmalarını yediler. Hümeyra zemzem içerken, hacca gitmek için dua etmeyi unutmadı.

- Hikâye Sonrası Faaliyet: Sorulu cevaplı tekrar

Değerlendirme Soruları

1. Hümeyra heyecanla kimi bekliyordu?

2. Dedesi nereden gelmişti?

3. Dedesi Hümeyra’ya neler anlattı?

4. Hümeyra’nın söylediği “Lebbeyk..” diye başlayan sözler nelerdir?

5. Dedesi haccı en son ne yaparak tamamladı?

6. Peygamber efendimizin kabri nerededir?

7. İhram ne demektir?

8. Kâbe’de ne yapılıyor?

9. Kabe nerededir?

10. Haccın farzları nelerdir?

(Alıntı: Sabah Yıldızı)


Bu labirenti çözerse hacca gidiyor. İhram da ne yakışmış :) Sayfadaki resim yine newmuslimkids'ten :) Bu oruçla ilgili bir labirentti. Ben Kâbe resmini ve oğlumun ihramlı resmini koydum. Photoshop sağolsun :)

Yapboz. Aslında parça sayısı çok az oldu ama yapboz hazırlamak gerçekten zor. Kesim işlemi hazır yapbozlar gibi yapılamıyor maalesef.

Yapbozun tamamlanmış hali... Yabbozdaki resim yine newmuslimkids'ten değil... sonpeygambercocuk.info'dan :)

Kitabın arka kapağı...



Not: Genel olarak kitaptaki ifadeler okul öncesi için uygun değil. Metin üzerinde çalışmaya fırsatım olmadı. O yüzden okurken açıklamalar yapmak, örneklendirmek gerekiyor.

Kitabı buradan indirebilirsiniz.

11 Kasım 2010 Perşembe

Teşrik Tekbirleri

Kurban Bayramı yaklaşıyor. Teşrik tekbirlerini unutmayalım.




Teşrik Tekbirleri ile ilgili aşağıdaki gibi bir kart çalışması da hazırlanabilir. Hatırlatıcı olması için evde bir yere asılabilir.

28 Ekim 2010 Perşembe

Bed'-i Besmele

Osmanlı Devleti’nde geleneksel öğretim kurumlarından biri olan dârüttalîm, taş mektep, mahalle mektebi gibi adlarla da anılan sıbyan mektepleri dinî bilgilerin öğretildiği kurumlardır. (1) Dinî bilgileri öğrenmek için ilk aşama Besmele’yi öğrenmektir. Bed’-i Besmele ise “Besmele’ye başlamak” anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde çocuklar dört veya beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen törene “Bed’-i Besmele/Bed’-i Besmele Cemiyeti” veya tören sırasında okunan dualara “âmîn” denildiği için “Âmîn Alayı” adı verilmiştir. (2)


Bed’-i Besmele törenlerinin, törene katılan çocukların okul korkusunu giderme, çocuklara okuma isteğini aşılama ve çocukları arkadaşlarıyla kaynaştırma gibi önemli pedagojik amaçları vardır. Tâhirü’l-Mevlevî, Mahfel dergisinde kaleme aldığı “Mektebe Başlama” adlı yazısında, Bed’-i Besmele törenlerinin, ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre şekillendiğini belirttikten sonra, sosyo-ekonomik durumu iyi olan bir aile tarafından düzenlenen Bed’-i Besmele törenini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Bu yazıda anlatılanları şu başlıklarla özetleyebiliriz:(3)

Törenin tarihinin belirlenmesi ve Âmîn alayına katılacak öğrencilere duyurulması: Çocuğun hayatının önemli geçiş devrelerinden olan eğitime başlama, önceden kararlaştırılan bir günde yapılır ve mektep hocasına bu gün haber verilirdi. Bed’-i Besmele törenleri, perşembe veya pazartesi günleri yapılırdı. Törene mektepteki diğer çocuklar da katılırdı, edilen dualara âmîn dedikleri için bu çocukların oluşturduğu topluluğa Âmîn alayı adı verilirdi. Mektebin hocası, Âmîn alayına katılacak öğrencilere önceden haber verir, törende en güzel giyeceklerini giymelerini söylerdi. Törenin yapılacağı tarih, ayrıca aile fertlerine ve yakınlara duyurulurdu. Mektebin önünde, önde ilahiciler, arkada Âmîn alayı sıraya girip, rengârenk kıyafetler içinde mektebe başlayacak çocuğun evine gelirlerdi.
Besmele’ye başlayacak çocuğun giyeceklerinin süslenmesi: Besmele’ye başlayacak olan çocuk, yeni elbise giyinmiş, elbiseleri değerli mücevherlerle süslenmiş, boynuna kıymetli bir şal ve sırmalı bir cüz kesesi asılmış bir şekilde Âmin alayını beklerdi.

Besmele’ye başlayacak çocuğun Âmîn alayı tarafından faytonla gezdirilmesi: Besmele’ye başlayacak çocuğu götürecek olan fayton, kapının önünde hazır beklerdi. Faytonun fenerlerine askılar asılır, çocuğun mektepte üzerine oturacağı yuvarlak veya kare şeklinde kadife gibi kıymetli kumaşlardan yapılan minder, rahle ile birlikte bir adamın başı üzerinde, faytonun önünde taşınırdı. Çocuk faytona, yakınları ile bindikten sonra fayton hareket ederdi.
Faytonun arkasında ilahi okuyanlar, onların arkasında da âmînciler ilerlerdi. Bu grubu ilahici başı yönetir, ilahilerin her mısraından sonra âmînciler âmîn derlerdi. Bu şekilde önceden belirlenmiş bir güzergâhta rengârenk ve pür-âhenk dolaşan alay, bütün halkın dikkatini çekerdi. Eğer çocuk bir şeyhin çocuğuysa, şeyhin tarikatini belli eden sancaklarla, şeyhin dervişanı da alaya eşlik eder, kudüm ve halile çalınır, zikirler çekilirdi. Bir cönkte yer alan ilahî-i mektepten bir bendi örnek olarak aşağıya alıyoruz:

Yâ İlahî başlayalım ism-i Bismillâh ile
Bu duâya el açalum ism-i Bismillâh ile
Sen kabûl eyle duâmız Besmele hürmetine
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe’l-âlemîn
Ol Muhammed hürmetine meded eyle yâ Mu‘în
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe’l-âlemîn
Kapuna geldik niyâza yâ İlâhe’l-âlemîn
Eyleyip mansûr muzaffer kullarına yâ Mu‘în (4)

Başka bir mektep ilahisi de şu şekildedir:

Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin
Tenlerde ve cânlarda nihân hep sen imişsin
Âmîn Âmîn
Senden bu cihân içre nişân isteridim ben
Âhir bunu bildim ki cihân hep sen imişsin
Âmîn Âmîn (5)

Bed’-i Besmele’nin gerçekleşmesi: Âmîn alayı bu şekilde daha önceden belirlenmiş güzergâhta dolaştıktan sonra, çocuğun evinin kapısının önünde durur, okunan ilahi ve gülbank(hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua)la ev e girerdi. Besmele’ye başlanacak evin sofasında veya en büyük odasında minderler, seccadeler serilmiş, öd ağacı ile buhurlar yakılmış olurdu. Mektebin hocası, odanın ortasındaki mindere, Besmele’ye başlayacak çocuk da hocanın karşısında otururdu. Evde bilginlerden veya şeyhlerden biri varsa hocanın yerini alırdı. Çocuk, boynundaki Elifba cüzünü çıkartır, hoca ile aralarındaki rahleye koyar, ailenin ekonomik gücüne göre bafon (aslı fakfon, bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım), pirinç, gümüş veya altından hilal (harfleri işaretlemede kullanılan araç)ini de eline alırdı. Hoca, Besmele çekip Rabbi Yessir(6)’i okuduktan sonra, Arapça harfleri teker teker okur ve öğrencisine de okutturur, Rabbi zidni ilmen(7) duasıyla dersi bitirirdi. Öğrenci hem hocanın hem de odadakilerin ellerini öptükten sonra, hoca veya başka birisi tarafından dua edilip, tören tamamlanırdı. Evin müsait olmaması durumunda tören okulda da yapılabilirdi, o zaman ikram edilecek lokma tatlısı okulda dağıtılırdı.
Ziyafet: Sofralar kurulur, Âmîn alayına katılan öğrencilere, törene katıla nlara yemek verilir veya yalnız lokma tatlısı ikram edilirdi.
Törenin sonunda çocuklara para dağıtılması ve hediye verilmesi: Âmîn alayındakilere, ilahicilere para dağıtılır; mektep hocasına ve kalfalara nakdî hediyenin yanında cebelik çuha, mintanlık kumaş da hediye edildiği olurdu.

Dipnotlar:
1) Abbas Çelik, “Hatıralarla Sıbyan Mektepleri”, Atatürk Üniversitesi İlâhiyat Fak
ültesi Dergisi,
Erzurum 2007, S.27, s.126.
2) Reşad Ekrem Koçu, “Amin Alayı”, İstanbul Ansiklopedisi, 1959, C.II, s.783; Osman Ergin, Türki
ye Maarif Tarihi, İstanbul 1977, C.I, 91-96; Ali Birinci, “Mahalle Mektebine Başlama Merasim
i”,
II. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri (Cilt IV.’den ayrı basım), 1982, s.41; Mehmet Ze
ki Pakalın, “Âmîn Alayı”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, C.I, s.58;
Mustaf
a Öcal, “Âmîn alayı”, TDVİA, İstanbul 1991, C.3, s.63, Mahalle Mektebi Hatıraları (Âmin
Alayı-Mektep İlahileri), haz. İsmail Kara-Ali Birinci, Kitabevi Yay., İstanbul 1997.
3) Tahirü’l-Mevlevi, “Mektebe Başlama Merasimi”, Mahfel Mecmua-i İslâmiyesi, Dinî, ilmî, Edebî,
İçtimaî, 1342, C.4, S.42, s.113-115.
4) Ali Birinci, “agm.”, s.46.
5) Mehmet Zeki Pakalın, age., s.59.
6) “Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr”, “Rabbim işimi kolaylaştır, güçleştirme, Rab
bim bu işi hayırla tamamla.” anlamına gelen dua.
7) “ve kul Rabbi zidnî ilmen”, “Rabbim! benim ilmimi artır" de. Tâ-Hâ Sûresi 20/114

Kaynak: KOÇ KESKİN, Neslihan*, I.Abdülhamit’in Şehzadelerinin Bed’-i Besmele Törenini Anlatan Enderûnlu Fâzıl’ın Sûrnâme-i Şehriyâr’ı Üzerine ”,
Türkiyat Araştırmaları Dergisi
, sayı 27, sayfa.149.

* Yrd. Doç. Dr. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.

AHMET RASİM'İN ÂMİN ALAYI

Ahmet Rasim’in ‘Falaka’ adlı eserinde Kendisi için düzenlenen ‘Âmin Alayı’nı şöyle anlatır:

“Okula başlayacağım için evde bir basamak yükselir gibi oldum. Bana karşı herkesin davranışı değişti. Birkaç gün sonra sandıktan bayramlık elbisem çıkartılıp giydirildi. Değerli bir lahur şal belime bağlanırken, üzerinde altın nazarlık olan fesimi de kafama geçirdiler…

Bütün ev halkı yola çıktık. Önce büyük babam ve büyük annemin elini öpmeye gittik. O gece orada kaldık. Ertesi gün hamama gidip, akşama kadar yıkandık. Sabah olunca anneci­ğim yeniden bana yepyeni elbiseler giydirdi. Şehzade gibi oldum.

Arabaya binip, konağa tekrar gittik. Bütün okul orada idi. Hazır bir de ilahici takımı, seven, öpen, ağlayan, dua eden, nereden baksan yüz kişi vardı. Beni ata bindirdiler. İlahiler okunup, amin­ler edilerek önce evime, oradan da okula geldik.

Sınıfta, minderim konmuştu. Varıp hocamın mübarek elini öptüm, sonra da karşısında diz çöküp oturdum. İlk olarak da Elifi öğrendim.”


Kaynak: TÜFEKÇİ, Yusuf, "Âmin Desin Küçük Yürekler!", www.defterk.com


ÂMİN ALAYI GELİYOR

Kaynak: Çağlaroğlu, Nurefşan, İstanbullu Masallar, Nesil Yay.