9 Ocak 2010 Cumartesi

Güneş ve Rüzgâr (Yumuşak huyluluk)

Güneş ve rüzgâr tartışmaya başlamışlar... Sen mi güçlüsün, ben mi güçlüyüm diye... Bir türlü anlaşamamışlar... Tartışmaları fırtınalar yaratmış...

Sonunda, güçlerini uzaktan, paltosuna sıkı sıkı sarılmış, patikadan yürüyerek gelen bir yolcu üzerinde denemeye karar vermişler... Demiş ki güçlü rüzgâr, "Bak şimdi ben güçlü nefesimle nasıl da söküp alacağım üzerinden yolcunun bu paltosunu!"... Ve estikçe esmiş, estikçe esmiş, daha güçlü ve daha güçlü. Ama o estikçe yolcu daha da sıkı sarınmış paltosuna... Hatta bir kayanın kovuğuna sığınmış... Sinirlenmiş, esmiş, gürlemiş rüzgâr... Ama nafile...

Sonunda pes etmiş rüzgâr, hafiflemiş öfkesi, dinmiş rüzgârı ve bırakmış esmeyi... Sıra güneşe gelmiş, güneş bulutların arasından görünmüş yalnızca... Kuşlar ötmeye başlamış, hava ılımış, yolcu çıkmış sığındığı kovuktan, yürümeye başlamış yolda... Güneş biraz daha görünmüş bulutların arkasından, hava ısınmış, yolcu çıkarmış paltosunu üzerinden, bir ağacın gölgesine sığınmış yine... Sıcak öğlen güneşinin altında.

Hiç yorum yok: