28 Ekim 2010 Perşembe

Bed'-i Besmele

Osmanlı Devleti’nde geleneksel öğretim kurumlarından biri olan dârüttalîm, taş mektep, mahalle mektebi gibi adlarla da anılan sıbyan mektepleri dinî bilgilerin öğretildiği kurumlardır. (1) Dinî bilgileri öğrenmek için ilk aşama Besmele’yi öğrenmektir. Bed’-i Besmele ise “Besmele’ye başlamak” anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde çocuklar dört veya beş yaşına geldiklerinde ilk mektebe, bugünkü karşılığı ile ilkokula başlarken düzenlenen törene “Bed’-i Besmele/Bed’-i Besmele Cemiyeti” veya tören sırasında okunan dualara “âmîn” denildiği için “Âmîn Alayı” adı verilmiştir. (2)


Bed’-i Besmele törenlerinin, törene katılan çocukların okul korkusunu giderme, çocuklara okuma isteğini aşılama ve çocukları arkadaşlarıyla kaynaştırma gibi önemli pedagojik amaçları vardır. Tâhirü’l-Mevlevî, Mahfel dergisinde kaleme aldığı “Mektebe Başlama” adlı yazısında, Bed’-i Besmele törenlerinin, ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre şekillendiğini belirttikten sonra, sosyo-ekonomik durumu iyi olan bir aile tarafından düzenlenen Bed’-i Besmele törenini ayrıntılarıyla anlatmıştır. Bu yazıda anlatılanları şu başlıklarla özetleyebiliriz:(3)

Törenin tarihinin belirlenmesi ve Âmîn alayına katılacak öğrencilere duyurulması: Çocuğun hayatının önemli geçiş devrelerinden olan eğitime başlama, önceden kararlaştırılan bir günde yapılır ve mektep hocasına bu gün haber verilirdi. Bed’-i Besmele törenleri, perşembe veya pazartesi günleri yapılırdı. Törene mektepteki diğer çocuklar da katılırdı, edilen dualara âmîn dedikleri için bu çocukların oluşturduğu topluluğa Âmîn alayı adı verilirdi. Mektebin hocası, Âmîn alayına katılacak öğrencilere önceden haber verir, törende en güzel giyeceklerini giymelerini söylerdi. Törenin yapılacağı tarih, ayrıca aile fertlerine ve yakınlara duyurulurdu. Mektebin önünde, önde ilahiciler, arkada Âmîn alayı sıraya girip, rengârenk kıyafetler içinde mektebe başlayacak çocuğun evine gelirlerdi.
Besmele’ye başlayacak çocuğun giyeceklerinin süslenmesi: Besmele’ye başlayacak olan çocuk, yeni elbise giyinmiş, elbiseleri değerli mücevherlerle süslenmiş, boynuna kıymetli bir şal ve sırmalı bir cüz kesesi asılmış bir şekilde Âmin alayını beklerdi.

Besmele’ye başlayacak çocuğun Âmîn alayı tarafından faytonla gezdirilmesi: Besmele’ye başlayacak çocuğu götürecek olan fayton, kapının önünde hazır beklerdi. Faytonun fenerlerine askılar asılır, çocuğun mektepte üzerine oturacağı yuvarlak veya kare şeklinde kadife gibi kıymetli kumaşlardan yapılan minder, rahle ile birlikte bir adamın başı üzerinde, faytonun önünde taşınırdı. Çocuk faytona, yakınları ile bindikten sonra fayton hareket ederdi.
Faytonun arkasında ilahi okuyanlar, onların arkasında da âmînciler ilerlerdi. Bu grubu ilahici başı yönetir, ilahilerin her mısraından sonra âmînciler âmîn derlerdi. Bu şekilde önceden belirlenmiş bir güzergâhta rengârenk ve pür-âhenk dolaşan alay, bütün halkın dikkatini çekerdi. Eğer çocuk bir şeyhin çocuğuysa, şeyhin tarikatini belli eden sancaklarla, şeyhin dervişanı da alaya eşlik eder, kudüm ve halile çalınır, zikirler çekilirdi. Bir cönkte yer alan ilahî-i mektepten bir bendi örnek olarak aşağıya alıyoruz:

Yâ İlahî başlayalım ism-i Bismillâh ile
Bu duâya el açalum ism-i Bismillâh ile
Sen kabûl eyle duâmız Besmele hürmetine
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe’l-âlemîn
Ol Muhammed hürmetine meded eyle yâ Mu‘în
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe’l-âlemîn
Kapuna geldik niyâza yâ İlâhe’l-âlemîn
Eyleyip mansûr muzaffer kullarına yâ Mu‘în (4)

Başka bir mektep ilahisi de şu şekildedir:

Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin
Tenlerde ve cânlarda nihân hep sen imişsin
Âmîn Âmîn
Senden bu cihân içre nişân isteridim ben
Âhir bunu bildim ki cihân hep sen imişsin
Âmîn Âmîn (5)

Bed’-i Besmele’nin gerçekleşmesi: Âmîn alayı bu şekilde daha önceden belirlenmiş güzergâhta dolaştıktan sonra, çocuğun evinin kapısının önünde durur, okunan ilahi ve gülbank(hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua)la ev e girerdi. Besmele’ye başlanacak evin sofasında veya en büyük odasında minderler, seccadeler serilmiş, öd ağacı ile buhurlar yakılmış olurdu. Mektebin hocası, odanın ortasındaki mindere, Besmele’ye başlayacak çocuk da hocanın karşısında otururdu. Evde bilginlerden veya şeyhlerden biri varsa hocanın yerini alırdı. Çocuk, boynundaki Elifba cüzünü çıkartır, hoca ile aralarındaki rahleye koyar, ailenin ekonomik gücüne göre bafon (aslı fakfon, bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım), pirinç, gümüş veya altından hilal (harfleri işaretlemede kullanılan araç)ini de eline alırdı. Hoca, Besmele çekip Rabbi Yessir(6)’i okuduktan sonra, Arapça harfleri teker teker okur ve öğrencisine de okutturur, Rabbi zidni ilmen(7) duasıyla dersi bitirirdi. Öğrenci hem hocanın hem de odadakilerin ellerini öptükten sonra, hoca veya başka birisi tarafından dua edilip, tören tamamlanırdı. Evin müsait olmaması durumunda tören okulda da yapılabilirdi, o zaman ikram edilecek lokma tatlısı okulda dağıtılırdı.
Ziyafet: Sofralar kurulur, Âmîn alayına katılan öğrencilere, törene katıla nlara yemek verilir veya yalnız lokma tatlısı ikram edilirdi.
Törenin sonunda çocuklara para dağıtılması ve hediye verilmesi: Âmîn alayındakilere, ilahicilere para dağıtılır; mektep hocasına ve kalfalara nakdî hediyenin yanında cebelik çuha, mintanlık kumaş da hediye edildiği olurdu.

Dipnotlar:
1) Abbas Çelik, “Hatıralarla Sıbyan Mektepleri”, Atatürk Üniversitesi İlâhiyat Fak
ültesi Dergisi,
Erzurum 2007, S.27, s.126.
2) Reşad Ekrem Koçu, “Amin Alayı”, İstanbul Ansiklopedisi, 1959, C.II, s.783; Osman Ergin, Türki
ye Maarif Tarihi, İstanbul 1977, C.I, 91-96; Ali Birinci, “Mahalle Mektebine Başlama Merasim
i”,
II. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri (Cilt IV.’den ayrı basım), 1982, s.41; Mehmet Ze
ki Pakalın, “Âmîn Alayı”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, C.I, s.58;
Mustaf
a Öcal, “Âmîn alayı”, TDVİA, İstanbul 1991, C.3, s.63, Mahalle Mektebi Hatıraları (Âmin
Alayı-Mektep İlahileri), haz. İsmail Kara-Ali Birinci, Kitabevi Yay., İstanbul 1997.
3) Tahirü’l-Mevlevi, “Mektebe Başlama Merasimi”, Mahfel Mecmua-i İslâmiyesi, Dinî, ilmî, Edebî,
İçtimaî, 1342, C.4, S.42, s.113-115.
4) Ali Birinci, “agm.”, s.46.
5) Mehmet Zeki Pakalın, age., s.59.
6) “Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr”, “Rabbim işimi kolaylaştır, güçleştirme, Rab
bim bu işi hayırla tamamla.” anlamına gelen dua.
7) “ve kul Rabbi zidnî ilmen”, “Rabbim! benim ilmimi artır" de. Tâ-Hâ Sûresi 20/114

Kaynak: KOÇ KESKİN, Neslihan*, I.Abdülhamit’in Şehzadelerinin Bed’-i Besmele Törenini Anlatan Enderûnlu Fâzıl’ın Sûrnâme-i Şehriyâr’ı Üzerine ”,
Türkiyat Araştırmaları Dergisi
, sayı 27, sayfa.149.

* Yrd. Doç. Dr. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi.

AHMET RASİM'İN ÂMİN ALAYI

Ahmet Rasim’in ‘Falaka’ adlı eserinde Kendisi için düzenlenen ‘Âmin Alayı’nı şöyle anlatır:

“Okula başlayacağım için evde bir basamak yükselir gibi oldum. Bana karşı herkesin davranışı değişti. Birkaç gün sonra sandıktan bayramlık elbisem çıkartılıp giydirildi. Değerli bir lahur şal belime bağlanırken, üzerinde altın nazarlık olan fesimi de kafama geçirdiler…

Bütün ev halkı yola çıktık. Önce büyük babam ve büyük annemin elini öpmeye gittik. O gece orada kaldık. Ertesi gün hamama gidip, akşama kadar yıkandık. Sabah olunca anneci­ğim yeniden bana yepyeni elbiseler giydirdi. Şehzade gibi oldum.

Arabaya binip, konağa tekrar gittik. Bütün okul orada idi. Hazır bir de ilahici takımı, seven, öpen, ağlayan, dua eden, nereden baksan yüz kişi vardı. Beni ata bindirdiler. İlahiler okunup, amin­ler edilerek önce evime, oradan da okula geldik.

Sınıfta, minderim konmuştu. Varıp hocamın mübarek elini öptüm, sonra da karşısında diz çöküp oturdum. İlk olarak da Elifi öğrendim.”


Kaynak: TÜFEKÇİ, Yusuf, "Âmin Desin Küçük Yürekler!", www.defterk.com


ÂMİN ALAYI GELİYOR

Kaynak: Çağlaroğlu, Nurefşan, İstanbullu Masallar, Nesil Yay.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

allah razı olsun bunları hiç bilmiyordum ozaman ilme verilen önem çok daha fazla ve güzelmiş şimdilerde k.k geçiş törenlerinde bile bu coşkuyu bulamıyoruz