8 Ekim 2010 Cuma

Reçete (Kitaplara İman)


Köyde yaşamış bir ihtiyar adam, hastalanınca komşuları tarafından şehre getirilir ve hayatında ilk defa doktora gider. Hastayı muayene eden doktor, durumun ciddi olduğunu söyler ve ilaçları yazdığı reçeteyi ihtiyar adama verirken;

Aman amcacığım, bu reçeteye gözün gibi bak, der.

Doktorun ne demek istediğini anlamayan ihtiyar adam, reçeteyi çerçeveletir, duvara asar ve günde iki defa tok karna indirip bakar.

İki hafta sonra ziyaretine gelen oğlu babasının durumunun daha da kötü olduğunu görünce, ne yaptığını sorar. O da doktorun tavsiyesine uyarak, reçeteye gözü gibi baktığını söyler. Bir iki gün sonra adam ölür…

Mehmet Akif Ersoy’un;

“İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarda okunmak, ne de fal bakmak için…” mısralarında anlatmış olduğu gibi sadece okumak değil anlamak hayata geçirip tatbik etmemiz gerekmektedir Kur’an’ı. Arkadaşlar, Kur’an bizim aklımıza gelebilecek her şeye cevap verir. Nasıl yaşamamız gerektiğini öğretir. İyi, doğru, ahlaklı olmayı, küçüğü sevmeyi, büyüğü saymayı öğretir. Hem bu dünyada hem öbür dünyada mutlu olabilmenin yollarını gösterir. Biz Müslümanlar Allah tarafından gönderilen bütün kitaplara inanırız. İnanmamız zaten imanın altı şartından biridir. Buna “Kitaplara İman” denir.

Yani arkadaşlar, bütün peygamberlere Allah tarafından gönderilen tüm kitaplar gerçektir. Onlardan şüphe etmemek gerekir. Fakat Kur’an dışındaki tüm kitapların zamanla asılları kaybolmuştur. Günümüze kadar gelmiş olan son ve tek kitap, Kur’an-ı Kerim’dir. O hiç bozulmamıştır, kaybolmamıştır.

Arkadaşlar, kitabımızın Allah tarafından sevgili Peygamberimiz –sallallahu aleyhi ve selem- aracılığıyla bizlere gönderilmiş ilahi bir kılavuz olduğunu unutmamalı ve hayatımıza onunla yön vermeliyiz.

- Hikaye sonrası faaliyet: Görüş alış verişi

Konu ile ilgili karşılıklı görüş alış verişi yapılır.


(Kaynak: Sabah Yıldızı)

Hiç yorum yok: