27 Haziran 2011 Pazartesi

İstişâre (Konu Anlatımı - Ahlak)

Giriş (Dikkat Çekme)

Resim hakkında konuşulur:
Bu masa ne işe yarar? Nerede bulunur? Ne amaçla şirketler böyle bir oda hazırlarlar?

Konuya geçilir...

Kavramlar:

İstişare: Danışma

Şûrâ: Danışma kurulu.

Meşveret: Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma.


İstişâre İle İlgili Âyet ve Hadisler

" Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de

kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar. (Şûra Suresi, 38) –Sûrenin adına da dikkat çekilmelidir.-

"Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76)

İstişâre eden pişman olmaz. (Hadis-i şerif)


Adım adım istişare… (Bir örnekle anlatılabilir. Grup tartışması şeklinde konuşulabilir.)

Danışacağın konuyu belirle. (Konu grupça belirlenebilir. Örneğin gruptan birisi bir lokanta açmak istiyor. Lokantayı nereye açacağı konusunda fikir almak istiyor. )

Konuyla ilgili uygun kişileri belirle. (Grup içinden bu konuda yardımcı olabilecek kişiler tespit edilir.)

Sorunu açık bir şekilde anlatarak belirlediğin kişilerin görüşlerini al. (Danışılanlar birer fikir verir. Şu semte açarsan iyi olur. Bu semtte et lokantası iyi iş yapar. Bu sokakta fast food satılmaz. vs gibi.)

Aldığın görüşler üzerinde derinlemesine önyargısız bir şekilde düşün. (Falanca haklı ama ben o semtteki kirayı karşılayamam, gibi.)

Tercih edilmesi en uygun olan görüşü belirle. (Değerlendirme sonucunda kararını verir.)

Kararını ver ve uygula.


İstişarenin iki unsuru: Konu ve danışılacak kişi

Hangi alanlarda istişârede bulunuruz?

Bireysel hayatta

Aile hayatında

İş hayatında

Toplumsal hayatta

Devlet idaresinde

Hayatın her alanında…

Danışacağımız kişinin özellikleri nasıl olmalıdır?

Güzel ahlaklı

Samimi

Doğru ve dürüst

Keskin ve ileri görüşlü

Yeterli bilgiye sahip

Akıllı ve zekî

Tecrübeli


Peygamberimizden örnekler

Savaş kararları ve savaşlarda stratejilerin belirlenmesinde

Yapılan çeşitli anlaşmalarda ve anlaşma maddelerinin belirlenmesinde

Ezan konusunda

Yöneticilerin tayininde

Mescid-i Nebevî’ye minber yapılmasında

Örneklerden birini anlatalım.

Ezan nasıl belirlendi?

Beş vakit namaz, hicretten, yani Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göç etmesinden yaklaşık 18 ay önce Mekke’de farz kılınmıştır. Mekke’deyken Müslümanların sayısı az ve müşriklerin baskısı altında oldukları için ibadetlerini toplu olarak serbestçe yapamıyorlardı. Bu yüzden ezana da ihtiyaç duyulmuyordu. Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret edince, orada ilk yaptığı şeylerden biri Mescid-i Nebevî olmuştur. Mescid-i Nebevî'nin yapımı bittikten sonra, beş vakit namaz orada topluca kılınmaya başlanmıştı. Fakat namaz vakitlerini ilan edecek bir şey olmadığı için, kimi erken geliyor, bu yüzden işinden oluyor, kimi de geç gelip cemaate yetişemediği için üzülüyordu. Namaz vakitlerinin bir şekilde ilan edilmesi gerekiyordu. Ama nasıl ilan edilecekti, ne yapılmalı idi? Bu konuda Kur'an'da bir hüküm yoktu. Peygamber Efendimiz vahiy gelmeyen hususlarda arkadaşlarıyla konuşur, onların fikrini alırdı. Bu konuyu görüşmek için de bir toplantı düzenlemişti. Toplantıya katılanlardan kimi namaz vakti girdiğinde çan çalınmasını, kimi boru öttürülmesini, kimi ateş yakılmasını, kimi de yüksek bir yere bayrak çekilmesini teklif etmişlerdi.

Peygamber Efendimiz, çan çalmak Hıristiyanların âdeti, boru öttürmek Yahudilerin, ateş yakmak da Mecusilerin âdeti olduğu için kabul etmemişti. Yüksek bir yere bayrak çekme teklifi de beğenilmemiş, böylece bir karara varılmadan toplantı dağılmıştı. Aradan çok geçmeden arkadaşlarından Abdullah b. Zeyd bir rüya görmüştü. Rüyasında elinde çan taşıyan birini görmüş ve onu satın almak istemişti. O kişi, ne yapacağını sorunca, Abdullah, insanları namaza çağıracağını söylemişti. Bunun üzerine rüyasında gördüğü kimse: "Ben sana daha güzelini öğreteyim'' diyerek, ezan lafızlarını öğretmişti. Abdullah b. Zeyd demiştir ki: "Uyanınca hemen Rasûlullah'a gelerek rüyamda gördüklerimi anlattım. Rasûlullah da: "İnşallah bu hak bir rüyadır. Bilal'le kalk, gördüklerini ona söyle, ezanı o okusun. Çünkü onun sesi, senin sesinden daha tatlı ve gürdür'' buyurdu. “Ben de Bilal'le kalktım, ezanın cümlelerini ona söyledim, o okudu.'' Daha sonra Hz. Ömer de Peygamberimize gelerek, rüyasında aynı şeyleri gördüğünü söylemiştir.

Günlük hayatta istişâre

İhtiyar heyeti

Başbakanın danışmanları

İş yerlerinde yapılan toplantılar

Apartman toplantıları

vs.

İstişâre bize ne kazandırır?

Âdil kararlar alınır.

Farklı görüşler yaşama şansı bulur.

Sorunlar bilgelikle çözülür.

Muhatabımıza değer verdiğimizi göstermiş oluruz.

Aşağıdaki materyaller ev ödevi olarak verilebilir veya ders içinde kullanılabilir:
Şiir
İstişare sünnettir, danışan dağı aşar,
Danışmayan zavallı, düz yolda bile şaşar.

Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur,
Ehline soran kişi, hakiki yolu bulur.

Meşveretin Türkçesi, ehline danışmaktır,
Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır.

İstişare edenler, hiç pişman olmaz elbet
Danışacak bir yerin varsa ne büyük nimet

Şaşkınlık içindesin, sendeki bu çile ne?
Eğer bin bilsen bile, sormalısın bir bilene

Yukarıdaki şiirde anlatılmak istenenler hakkında bir paragraflık yazı yazınız.

Atasözleri:

İstişâre ile ilgili şu atasözleri “Adam Asmaca” veya "Hadi Anlat Bakalım"şeklinde oynanabilir.

Akıl akıldan üstündür.

Bin bilsen de bir bilene danış.

Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.


Kur'an'dan bir istişâre örneği

Hz. Süleyman'ın mektubunu aldığı zaman melike Belkıs karar vermeden önce konuyu istişare ediyor. Bu olayın hangi surede geçtiği buldurulabilir veya konu anlatımı sırasında ayet ve hadislerden sonra Peygamber'den örneklere geçmeden önce bu olay anlatılabilir. İstişâresinin sonuçları vs. değerlendirilebilir.


Not: Ev Okulu, Ahlak 3 kitabından faydalanılmıştır.


1 yorum:

hayat mevt dedi ki...

çok güzelll....
paylaşım çok hoş ellerinize sağlık
teşekkürler....