29 Haziran 2011 Çarşamba

Kitap: Ev Okulu Serisi

Ev Okulu serisi EDAM tarafından hazırlanan bir kitap seti. İlköğretim çağındaki çocuklarımızın manevi eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmış. Bu kitaplar çocuğunun dinî ve ahlakî eğitimine önem veren aileler için çok iyi bir kaynak. Evde çocuğunuzla haftada bir ders şeklinde konuları işlediğinizde üç yılda bütün seti bitirebiliyorsunuz. Konular çocukların ilgisini çekecek bir dilde anlatılmış, görselliğe verilen önemi fark etmemek mümkün değil. Konu sonlarındaki sorular, ilginç bulmacalar konunun anlaşılıp anlaşılmadığını test etmek için size yardımcı oluyor. İsterseniz apartmanınızdaki üç beş komşu çocuğuyla birlikte işleyip dersi grup çalışması şeklinde de yapabilirsiniz. Setteki kitaplar şöyle;

İLMİHAL I

Kelime-i Tevhid, Kelime-i Şehadet, İslam’ın Şartları

İmanın Şartları

Kur’an’ı Tanıyalım

Temizlik (Abdest, Gusül ve Teyemmüm)

Adabına Uygun Namaz Kılma

Müslümanın Bir Günü: Beş Vakit Namaz

Namazı Bozan Durumlar ve Sehiv Secdesi

Cemaatle Namaz

Oruç

Müslümanın On İki Ayı


SİYER I

Peygamberimizin Doğumu

Peygamberimizin Sütanneye Verilişi

Peygamberimizin Çocukluğu ve Gençliği

Peygamberliğine Kadarki Hayatı ve İlk Vahyin Gelişi

İlk Müslümanlar

Mekke’de Zor Yıllar

AHLAK I

Büyükler ve Küçükler

Evimizin Misafirleri

Selamlaşma

Konuşma Adabı

Sofra Adabı

Doğruluk

Dostluk

Yardımseverlik

Nezaket


İLMİHAL II

Ezan

Hac

Kurban

Zekât ve Sadaka

Dua


SİYER II

Taif Yolculuğu

Akabe

Hicret

Yeni Bir Şehre Yerleşmek

Bedir Gazvesi

Uhud Gazvesi

Hendek Gazvesi

Hudeybiye Antlaşması

İslam’a Davet Mektupları ve Mute Savaşı

Mekke’nin Fethi

Tebük Seferi

Veda


AHLAK II

Sorumluluk

Alçak Gönüllülük

Hoşgörü

Tutumluluk

Merhamet

Kul Hakkı

Şükür

Cömertlik ve Cimrilik


İLMİHAL III

İnanç Bakımından İnsanlar

Mükellef

Ef’al-i Mükellefin

İbadet Kavramı

Cuma Namazı

SİYER III

Peygamberimizin Hayatından Kesitler


AHLAK III

Adalet

Cesaret

Sabır

Kanaat

Edep ve Hayâ

İstişare

Tevekkül

Tövbe

27 Haziran 2011 Pazartesi

İstişâre (Konu Anlatımı - Ahlak)

Giriş (Dikkat Çekme)

Resim hakkında konuşulur:
Bu masa ne işe yarar? Nerede bulunur? Ne amaçla şirketler böyle bir oda hazırlarlar?

Konuya geçilir...

Kavramlar:

İstişare: Danışma

Şûrâ: Danışma kurulu.

Meşveret: Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma, danışma.


İstişâre İle İlgili Âyet ve Hadisler

" Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de

kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar. (Şûra Suresi, 38) –Sûrenin adına da dikkat çekilmelidir.-

"Her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır." (Yusuf Suresi, 76)

İstişâre eden pişman olmaz. (Hadis-i şerif)


Adım adım istişare… (Bir örnekle anlatılabilir. Grup tartışması şeklinde konuşulabilir.)

Danışacağın konuyu belirle. (Konu grupça belirlenebilir. Örneğin gruptan birisi bir lokanta açmak istiyor. Lokantayı nereye açacağı konusunda fikir almak istiyor. )

Konuyla ilgili uygun kişileri belirle. (Grup içinden bu konuda yardımcı olabilecek kişiler tespit edilir.)

Sorunu açık bir şekilde anlatarak belirlediğin kişilerin görüşlerini al. (Danışılanlar birer fikir verir. Şu semte açarsan iyi olur. Bu semtte et lokantası iyi iş yapar. Bu sokakta fast food satılmaz. vs gibi.)

Aldığın görüşler üzerinde derinlemesine önyargısız bir şekilde düşün. (Falanca haklı ama ben o semtteki kirayı karşılayamam, gibi.)

Tercih edilmesi en uygun olan görüşü belirle. (Değerlendirme sonucunda kararını verir.)

Kararını ver ve uygula.


İstişarenin iki unsuru: Konu ve danışılacak kişi

Hangi alanlarda istişârede bulunuruz?

Bireysel hayatta

Aile hayatında

İş hayatında

Toplumsal hayatta

Devlet idaresinde

Hayatın her alanında…

Danışacağımız kişinin özellikleri nasıl olmalıdır?

Güzel ahlaklı

Samimi

Doğru ve dürüst

Keskin ve ileri görüşlü

Yeterli bilgiye sahip

Akıllı ve zekî

Tecrübeli


Peygamberimizden örnekler

Savaş kararları ve savaşlarda stratejilerin belirlenmesinde

Yapılan çeşitli anlaşmalarda ve anlaşma maddelerinin belirlenmesinde

Ezan konusunda

Yöneticilerin tayininde

Mescid-i Nebevî’ye minber yapılmasında

Örneklerden birini anlatalım.

Ezan nasıl belirlendi?

Beş vakit namaz, hicretten, yani Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göç etmesinden yaklaşık 18 ay önce Mekke’de farz kılınmıştır. Mekke’deyken Müslümanların sayısı az ve müşriklerin baskısı altında oldukları için ibadetlerini toplu olarak serbestçe yapamıyorlardı. Bu yüzden ezana da ihtiyaç duyulmuyordu. Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret edince, orada ilk yaptığı şeylerden biri Mescid-i Nebevî olmuştur. Mescid-i Nebevî'nin yapımı bittikten sonra, beş vakit namaz orada topluca kılınmaya başlanmıştı. Fakat namaz vakitlerini ilan edecek bir şey olmadığı için, kimi erken geliyor, bu yüzden işinden oluyor, kimi de geç gelip cemaate yetişemediği için üzülüyordu. Namaz vakitlerinin bir şekilde ilan edilmesi gerekiyordu. Ama nasıl ilan edilecekti, ne yapılmalı idi? Bu konuda Kur'an'da bir hüküm yoktu. Peygamber Efendimiz vahiy gelmeyen hususlarda arkadaşlarıyla konuşur, onların fikrini alırdı. Bu konuyu görüşmek için de bir toplantı düzenlemişti. Toplantıya katılanlardan kimi namaz vakti girdiğinde çan çalınmasını, kimi boru öttürülmesini, kimi ateş yakılmasını, kimi de yüksek bir yere bayrak çekilmesini teklif etmişlerdi.

Peygamber Efendimiz, çan çalmak Hıristiyanların âdeti, boru öttürmek Yahudilerin, ateş yakmak da Mecusilerin âdeti olduğu için kabul etmemişti. Yüksek bir yere bayrak çekme teklifi de beğenilmemiş, böylece bir karara varılmadan toplantı dağılmıştı. Aradan çok geçmeden arkadaşlarından Abdullah b. Zeyd bir rüya görmüştü. Rüyasında elinde çan taşıyan birini görmüş ve onu satın almak istemişti. O kişi, ne yapacağını sorunca, Abdullah, insanları namaza çağıracağını söylemişti. Bunun üzerine rüyasında gördüğü kimse: "Ben sana daha güzelini öğreteyim'' diyerek, ezan lafızlarını öğretmişti. Abdullah b. Zeyd demiştir ki: "Uyanınca hemen Rasûlullah'a gelerek rüyamda gördüklerimi anlattım. Rasûlullah da: "İnşallah bu hak bir rüyadır. Bilal'le kalk, gördüklerini ona söyle, ezanı o okusun. Çünkü onun sesi, senin sesinden daha tatlı ve gürdür'' buyurdu. “Ben de Bilal'le kalktım, ezanın cümlelerini ona söyledim, o okudu.'' Daha sonra Hz. Ömer de Peygamberimize gelerek, rüyasında aynı şeyleri gördüğünü söylemiştir.

Günlük hayatta istişâre

İhtiyar heyeti

Başbakanın danışmanları

İş yerlerinde yapılan toplantılar

Apartman toplantıları

vs.

İstişâre bize ne kazandırır?

Âdil kararlar alınır.

Farklı görüşler yaşama şansı bulur.

Sorunlar bilgelikle çözülür.

Muhatabımıza değer verdiğimizi göstermiş oluruz.

Aşağıdaki materyaller ev ödevi olarak verilebilir veya ders içinde kullanılabilir:
Şiir
İstişare sünnettir, danışan dağı aşar,
Danışmayan zavallı, düz yolda bile şaşar.

Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp olur,
Ehline soran kişi, hakiki yolu bulur.

Meşveretin Türkçesi, ehline danışmaktır,
Başlamadan bir işe sebebe yapışmaktır.

İstişare edenler, hiç pişman olmaz elbet
Danışacak bir yerin varsa ne büyük nimet

Şaşkınlık içindesin, sendeki bu çile ne?
Eğer bin bilsen bile, sormalısın bir bilene

Yukarıdaki şiirde anlatılmak istenenler hakkında bir paragraflık yazı yazınız.

Atasözleri:

İstişâre ile ilgili şu atasözleri “Adam Asmaca” veya "Hadi Anlat Bakalım"şeklinde oynanabilir.

Akıl akıldan üstündür.

Bin bilsen de bir bilene danış.

Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.


Kur'an'dan bir istişâre örneği

Hz. Süleyman'ın mektubunu aldığı zaman melike Belkıs karar vermeden önce konuyu istişare ediyor. Bu olayın hangi surede geçtiği buldurulabilir veya konu anlatımı sırasında ayet ve hadislerden sonra Peygamber'den örneklere geçmeden önce bu olay anlatılabilir. İstişâresinin sonuçları vs. değerlendirilebilir.


Not: Ev Okulu, Ahlak 3 kitabından faydalanılmıştır.


Piyes: İki Namaz Arasındaki Fark

Yıl sonu vs programlarında kullanılabilecek bir piyes örneği. Piyesi kendi şartlarınıza göre değiştirmeniz mümkün.

İki Namaz Arasındaki Fark
Oyuncular: 6 kişi (Namazı yanlış kılan, namazı doğru kılan, namazı yanlış kılanın sesini okuyan, namazı doğru kılanın sesini okuyan, gelin, sunucu)

Dekor ve kıyafetler: İki tane seccade. (Namazı yanlış kılan özensiz bir elbise giyecek, çamaşır suyu lekeleri olan vs. kaçmış bir çorap giyecek, sahneye kolları yukarı kıvrılmış, eşarbı arkadan bağlı olarak gelecek. Aceleyle kollarını ve başörtüsünü düzeltecek. Doğru kılan güzel, özenli bir kıyafet giyecek. Namaz kılanlarla sesleri aynı kıyafetleri giyerlerse daha güzel olur. Gelin özensiz, sunucu da güzel giyinecek.)

Notlar: Sahneye iki seccade serilir. Sunucu açılış konuşmasını yapar. Daha sonra namazın hareketlerini yapacak olanlar ve onları seslendirecek olanlar sahneye gelir. Seslendirmekle görevli olanlar hareketleri yapanların arkasında dururlar ve kendi metinlerini okurlar. Gelin kendi rolü geldiği zaman sahneye gelir, sözünü söyler ve gider.

Kişi sayısı az ise seslendirme ve hareketler aynı kişi tarafından yapılabilir.

Yanlış kılan ve doğru kılanın namazda düşündükleri, okudukları sırayla okunur. örneğin tekbirde önce doğru kılan tekbir alır ve sözünü söyleyip rükuya giderek bekler. Daha sonra yanlış kılan tekbir alır ve sözünü söyleyip rükuya giderek bekler. İstenirse yanlış kılan istenirse doğru kılan önce konuşturulabilir.

PİYES METNİ:

Sunucu açılış:

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

"İki kişi, aynı zaman ve mekânda iki rek'at namaz kılarlar, (ancak) aralarındaki fark, yer ile gök arası kadardır."

Şimdi aynı mekânda namaz kılan iki kişiyi seyredelim… İkisi de aynı dua ve sureleri okuyorlar, bakalım akıllarından neler geçiyor?

Yanlış kılan

Doğru kılan

Niyet

Tekbir

Reklam arasında şu namazımı çabucak kılıvereyim. Niyet ettim Allah’ım senin rızan için namaz kılmaya…

Allah-u Ekber: Sübhanekallahumme. Bugün Makbule ye giderken ne giysem acaba? Şimdi orda hep havalılar vardır. Kırmızı eteğimle siyah kazağı mı giysem yoksa kahverengi takımlarımı mı? Kahverengi beni yaşlı gösterir. En iyisi Vakkodan aldığım pullu kazağımı giyeyim. Ayyy ocakta süt vardı taştı mı ki? Taştıysa ocak da batmıştır. Daha taksitleri bitmediydi bizimkine ne diyeceğiz? Amaan boş ver. Ay nerde kaldıydım herhalde rükûya gidecektim.” Allah u Ekber.

Niyet

Tekbir

Niyet ettim Allah’ım senin rızan için huşû ile namazımı eda etmeye…

Allah-u Ekber: Sübhanekallahumme . Ya rabbi senin gibi bizi duyan, dualarımıza cevap veren kimse yok. Sadece sana ibadet edip sadece senden istiyoruz. Sen de bize rahmetinle karşılık ver. Bizi doğru yola ilet. Benim dualarımı da bütün dua edenlerin dualarıyla birlikte kabul eyle. Ya Rabbi. Sen birsin, teksin. Hiçbir şeye muhtaç değilsin, fakat her şey sana muhtaç. Doğurmadın, doğurulmadın. Hiçbir şey de sana denk değildir. Allah u ekber

Rukû:

Sübhane rabbiyel azim. Aaa görüyon mu bak çorabım kaçmış. Yeni moda deyip de bir sürü para istiyorlar, iki giyim kaçıyor. Semiallahu limen hamideh. Rabbena lekel hamd. Aa şu tablo da yamulmuş. Biri görse ne der. Selam verince düzelteyim. Allah u Ekber

Rukû:

Sübhane rabbiyel azim. Yâ Rabbi bu güzel nimetlerin karşısında saygıyla eğilmekten başka ne yapabilirim ki? Herkes, güçlü gördüğü kişilerin karşısında eğiliyor. Ben ise sadece senin karşında eğiliyorum. Semiallahu limen hamideh. Rabbena lekel hamd. Allah u Ekber.

Birinci Secde:

Sübhane rabbiyel a’lâ. Ooh halı da mis gibi kokuyor. Geçen komşuda namaz kılamadım. Kaç senedir halı yıkamıyor tabii. Allah u ekber

Birinci Secde:

O kadar büyüksün ve yücesin ki Rabbim, büyüklüğünü ve yüceliğini ifade etmeye kelimeler yetmiyor. Her şey sana secde ediyor. Ben kâinatta sana secde eden varlıklardan sadece biriyim. Allah u ekber

İkinci secde

Allah u Ekber. Aa az daha unutuyordum. Dest-i İzdivaç başlayacak. Dün çok acıklıydı. Bakalım bugün ne olacak? Tüh bu akşam da iki dizi aynı saatte. Kurtlar Vadisi ‘ni mi seyretsem Parmaklıklar Ardında’yı mı? Kurtlar Vadisi geçen hafta çok heyecanlı bitmişti. Allah u ekber

İkinci secde

Allah u Ekber. Senden başka secde edilmeye layık kimse yok. O kadar acizim ki Rabbim, sen izin vermezsen şu an başımı bile yerden kaldıramam. Acizliğimi, güçsüzlüğümü itiraf ediyorum. Allah u ekber

Kade

Gelin: Anne, sütün altını kapatayım mı? (Kafa sallar). Ayy bu gelin de bir işi kendi başına yapamıyor. Beceriksiz, illâ bana soracak. Şurda huşûyla namaz kılıyoruz.

Kade

Bütün övgüler, ibadetler senin içindir rabbim. Salât ve selamların en güzeli âlemlerin efendisine olsun. Ya rabbi şu anda selamımı ona ulaştır. Bizlere dünya ve ahirette güzellik ver. Annemi, babamı ve bütün Müslümanları bağışla.

Selam

Dua

(Selam verirken) acaba Kurtlar Vadisi’ni mi izlesem Parmaklıklar Ardında’yı mı. Hâlâ karar veremedim.

(Ellerini açar) Allah’ım bugün de namazımı huşû ile kıldım Elhamdülillah. Kabul et ya Rabbi. Ayy, reklamlar bitmiştir. Hemen televizyonu açayım.

Selam

Dua

(Selam verirken) Ya Rabbi hesapların görüleceği gün sağıma döneceğim kimse yok, soluma döneceğim kimse yok.

(Ellerini açar) Şu anda da sadece sana yalvarıyor ve senden istiyorum dualarımı kabul eyle!


Sunucu kapanış:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler, namazı ciddiye almazlar.


Akıllı isen kıl namazı, çünkü saâdet tâcıdır.

Sen namazı şöyle bil ki Mü'minin miracıdır.


Allah hepimize namazlarımızı gereği gibi kılabilmeyi nasip etsin.

Namazların Rekatları

Tablodan yararlanılarak namazların rekât sayıları anlatılabilir. Okul öncesi için resimler tanımlanır. (Materyal hazırlanırken resimler çiçek yapraklarının altına gelecek şekilde, yaprak kaldırıldığında resim alttan görünecek şekilde hazırlanabilir.)


  • Sabah namazının dört rekat oluşu, emekleyen bir bebeğin dört ayağı varmış gibi görünmesi ile,
  • Öğle namazının on rekât oluşu, iki el birleştirilerek yapılan uçan kuş şekli ile (Beyaz kuş öğle namazının gündüz kılındığını ve bu kuşun bir kanadındaki dört parmak öğle namazının dört rekât ilk sünnetini, diğer kanadındaki dört parmak öğle namazının dört rekâtlık farzını, ortada üst üste gelen iki başparmak da öğle namazının iki rekâtlık son sünnetini simgelemektedir.)
  • İkindi namazının sekiz rekât oluşu sekiz bacaklı ahtapot resmi ile,
  • Akşam namazının beş rekat oluşu, bir elde beş parmak olması ile,
  • Yatsı namazının on rekât oluşu, aynı öğle namazı gibi olmakla beraber siyah kuş yatsı namazının gece kılınması ile,
  • Vitir namazının üç rekât oluşu bastonlu bir dedenin üç ayağı varmış gibi görünmesiyle ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.
Daha önce burada yayınladığım oyundan da faydalanılabilir.

Yaz Tatili İçin Haftalık Çetele

Oğlum için haftalık bir çetele hazırladım. Her gün mutlaka yapması gereken şeylerden ilk aklıma gelenleri çeteleye ekledim. Diş fırçalamak, etkinlik, resim vs yapmak, bir sayfa Kur'an okumak, kitap okumak, oyun oynamak, iki rekat namaz kılmak, çizgi film seyretmek, ezberden bir sure okumak ve dua etmek. Listedekileri yaptığı zaman kendisi istediği bir şekli çiziyor. Gülen yüz, mutlu ev, yıldız şimdilik aklına gelenler. Kendisi bir de şu kuralı koydu: O gün yapması gereken bir şeyi yapmaz ise ağlayan yüz çizecek, eğer ertesi gün yaparsa ağlayan yüzü silecek :)

İsteği üzerine çetelemizde oyun bölümündeki bilgisayar ekranına yeni oynamaya başladığı "Wall E" çizgi filminin bilgisayar oyununu, çizgi film bölümündeki TV ekranına ise "Köfte Yağmuru" çizgi filminden bir sahne koyduk. Bakalım çetele ne kadar etkili olacak. Allah yardımcımız olsun.

Garsonculuk Oyunu ve Kılıç Pizzası

Caillou ve ailesi bir bölümde pizzayı kendileri hazırlıyorlar. Daha sonra Caillou garson oluyor, siparişleri alıyor. Oğlumun çok hoşuna gitti bu bölüm. Biz de yapalım dedi. O zaman oynayamadık ama geçen gün canının sıkıldığını görünce ondan habersiz hamuru hazırladım. Daha sonra bir sürprizim olduğunu söyledim. Pizzanın kılıç şeklinde olmasını istedi. Ben hamuru şekillendirdim, o malzemeleri dizdi. Mutfak önlüğü ve eldivenleri giydi, siparişi aldı. Pizza da şöyle bir şey oldu :)

Drama: Bir Davul

Daha önce burada yayınladığım "Bir Davul" adlı masalı canlandırmaya çalıştık geçen gün. Oğlumun bu işi bu kadar seveceğini tahmin etmiyordum. Masala eklemeler yaptı, yeni yorumlar getirdi. Masalın içinde olmak onu çok mutlu etti. Cömertlik kavramını içselleştirmesine faydası olmuştur, diye umut ediyorum. Sonra bir kere daha canlandırdık. İşte bizim malzemelerimiz ve masalımız:

Bir Davul
Bir zamanlar hizmetçilik yaparak para kazanan genç bir hanım yaşarmış. Genç hanım, bir gün işe giderken oğlu ondan bir davul almasını istemiş.
Genç hanımın davul alacak parası yokmuş ama oğluna bir şey diyememiş. O gün, akşama dek çalışmış. Akşam olunca da üzülerek eve dönmüş. Kapıdan içeri gireceği sırada, bahçede bir çıra görmüş. Onu alıp oğluna götürmüş. Çünkü eli boş gitmek istemiyormuş.Oğlu onu neşe içinde karşılamış. Kadın, elindeki çırayı oğluna uzatmış. “Kusura bakma oğlum, sana davul alamadım. Şimdilik bununla oyna.” demiş. Çocuk, annesini üzmek istememiş. Çıra için, annesine teşekkür etmiş.

Ertesi gün, çırayı alıp oynamak için dışarı çıkmış. Dışarıda dolaşırken ateş yakmaya çalışan bir kadın görmüş. Çırayı ona verip “Bununla o büyük odunları tutuşturabilirsiniz.” demiş.Kadın çok mutlu olmuş, çıra ile büyük odunları tutuşturmuş. Ateşte ekmek pişirip bir tane de çocuğa vermiş. Çocuk ekmeği alıp gezinmeye devam etmiş.

Yolda ağlayan bir kız çocuğu görmüş. Kızın yanında duran annesine: “Kızınız neden ağlıyor?” diye sormuş. Kadın “Çünkü karnı çok aç.” diye cevap vermiş. Çocuk buna üzülmüş ve elindeki ekmeği küçük kıza vermiş. Kadın buna çok sevinmiş. Heybesinden bir hırka çıkarmış. “Bu hırkayı satmak için pazara götürüyordum. Sana hediyem olsun.” demiş. Çocuk sevinerek hırkayı almış, yoluna devam etmiş.

Bir süre sonra karşısından çıplak bir atlı gelmiş. Zavallı, soğuktan tir tir titriyormuş.
Çocuk bunu görünce, “Size ne oldu?” diye sormuş. Adam, “Hırsızlar elbiselerimi, atlarımı ve altınlarımı çaldılar. İki atımı zor kurtardım.” diye cevap vermiş. Çocuk elindeki hırkayı adama vermiş. Adam da atlarından birini çocuğa... Çocuk ata binmiş, dağlar tepeler aşmış. Derken bir düğün yerine varmış. Oradaki insanlar üzgün üzgün oturuyorlarmış. Çocuk onlara yaklaşıp ne olduğunu sormuş. Damadın babası, “Ah, sorma evlat.” demiş. “Bugün benim oğlumun düğünü var. Bütün hazırlıkları yaptık. Ama bugün atı getirecek olan kişi hastalanmış. Şimdi atımız yok. Bu yüzden gelini getiremiyoruz.”
Bunun üzerine çocuk, “Üzülmeyin, ben size atımı veririm. Kabul eder misiniz?” diye sormuş.Damat buna çok sevinmiş. “Olur, ama biz de sana bir şey vermek isteriz.” diye atılmış.Çocuk, az ötede oturan davulcuları göstermiş:“Onlardan biri bana davulunu verse yeter.” demiş.
Damat sevinerek davulcuya parasını verip davulu almış ve çocuğa hediye etmiş.Sonra ata atlayıp gelini almaya gitmiş. Çocuk da davulu almış, gümbürdete gümbürdete evine yollanmış. (Masal Ülkesi, Timaş Yay.)
Bu da gelinimiz :)

Anne Canım Sıkılıyor, Şimdi Ne Yapayım?

Oğlum yaz tatilinin ilk gününden itibaren "Anne oyuncaklarımla oynadım, resim yaptım. Yine canım sıkılıyor. Şimdi ne yapayım?" diye sormaya başladı. Önce birlikte canı sıkıldığında neler yapabileceği hakkında konuştuk. İlk anda aklımıza gelenleri listeledik. Sonra bunları büyükçe bir kağıda çizmesini istedim.
Kağıdı odasına astık. Canı sıkıldığında bu tablodan o an için uygun olan bir şeyi yapmayı deneyebileceğine karar verdik. Her etkinlik için onu simgeleyen bir resim düşündü ve çizdi. Boyamayı pek sevmediği için çabuk çabuk boyadı.












Yine Renkler...

Daha önce burada yayınladığım geometrik şekiller yapbozundaki şekiller ile boya kalemlerini eşleştirdik. Küçücük elleriyle büyük bir özenle kalemleri şekillerin üzerine yerleştiriyor...

Çamaşır kurutma teline mandalları renklerine göre dizdik.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Renkleri Öğreniyoruz

Kızım bu ara (21 aylık) renkleri öğreniyor. Bazen üç dört rengi karıştırmadan (kıymısı, mavi, şeşil, sayı, pemme) söyleyebiliyor, bazen de "Anne, bak elma mor" diyerek bizi güldürüyor. Hiç hata yapmadığı renklerin başında "pemme" geliyor. Ne de olsa kız çocuğu :) Abisinin diskler fırlatan bir robotu vardı. İşte o diskler ile yaptığımız bir çalışma.

Köpük bir kaba kalemleri batırdım. Diskleri masaya koydum.

Kırmızı diskleri kırmızı kaleme, yeşil diskleri yeşil kaleme dizmesini istedim. Daha sonra ben farkında olmadan kendi kendine de yapmış aynısını. Bitirince "Yaşasın" diye bağırdığında fark ettim :)

Daha sonra ortaya beyaz bir kalem batırdım.

Bu defa bir kırmızı, bir yeşil disk istedim. Bu şekilde dizmiş olduk.

Kalemlerin sivri uçlu olmamasına dikkat etmek lazım ya da sivri uçları görünmeyen kısımda bırakmak en iyisi. Diskleri mukavvadan daireler kesip yüzeyine de renkli fon kartonu yapıştırarak hazırlamak da mümkün.

9 Haziran 2011 Perşembe

Kitap: Örümcek Ailesi

Örümcek Ailesi diye meşhur bir şarkı, hikaye karışımı bir şey var. Kızım bu hikayeyi çok seviyor. Ben de onun için bu hikayeciği kitaplaştırdım. Melodisini aktaramıyoruz tabi. Artık siz uygun bir şey uydurun :) Şöyle ki:

Kapak...

Bir varmış, bir yokmuş. Bir örümcek ailesi varmış.

(Anne örümcek, baba örümcek, yavru örümcek diye tek tek gösteriyoruz.)


Bir gün, bu örümcek ailesinin babası duvarın en yüksek tepesine tırmanmak istemiş. Başlamış tırmanmaya. Tik tak, tik tak, tik tak…
("En yüksek tepe" ifadesi biraz saçma ama söylerken çok güzel oluyor. En kelimesini yayarak söylüyoruz "eeeeeen yüksek tepe". Tik tak'larda ise işaret parmağı ve orta parmakla adım atma işareti yapıyoruz. yani duvara tırmanıyoruz.)

Baba örümcek duvara tırmanmış.
Baba örümcek duvara tırmanmış.

Sonra, anne örümcek duvarın en yüksek tepesine tırmanmak istemiş.
Başlamış tırmanmaya. Tik tak, tik tak, tik tak….


Anne örümcek duvara tırmanmış.
Anne örümcek duvara tırmanmış.

Daha sonra, yavru örümcek duvarın en yüksek tepesine tırmanmak istemiş. Başlamış tırmanmaya. Tik tak, tik tak, tik tak…

Aaaaaa!.. Yavru örümcek düşmüş...

Yağmur yağmış, onu ıslatmış.
(Beden dilimizi kullanıyoruz. İki elimizi parmakları hareket ettirerek aşağıya indiriyoruz.)

Rüzgâr esmiş, onu üşütmüş.
(Kollarımızı kapatarak üşüme hareketi yapıyoruz.)

Güneş açmış, onu ısıtmış.
(Kollarımızı hafif açarak mutlu bir ifadeyle söylüyoruz. )

Yavru örümcek çok mutlu olmuş.
Yavru örümcek çok mutlu olmuş.