15 Şubat 2012 Çarşamba

Namaz İçin Çocuk Dövülür Mü?


Konuyla ilgili bir soru ve Mehmet Emin Ay hocanın cevabı:

... Peygamberimizin “Çocuğunuz 7 yaşına gelince namazı öğretin, 10 yaşına gelince kıldırın, kılmıyorsa dövün.” şeklinde bildiğimiz hadis-i şerifi var. Bu hadis bu konuya ışık olabilir mi? Siz bu konuyu nasıl yorumluyorsunuz?

“Çocuklarınız yedi yaşına ulaştığı zaman onlara namaz kılmalarını öğretin.” Bir başka hadis-i şerifte “Onlara namaz kılmalarını söyleyin, eğer on yaşına geldikleri zaman hâlâ kılmıyorlarsa” İşte buraya bir virgül atıp bundan sonrasını çok iyi etüt etmemiz gerekiyor. 



Sizin biraz önce ifade buyurduğunuz nokta, “dövünüz” ifadesini çoğu mütercim parantez içinde “hafifçe dövünüz” diye vermek durumunda kalmıştır. Çünkü Peygamber Efendimizin hayatında ne çocukları dövmek ne bir kadına eliyle vurmak söz konusu olmadığı için, biz bunu Peygamber Efendimizin buyurup buyurmadığı konusunda tereddüt eder durumdayız. Çünkü kendisine on yıl hizmet eden Hz. Enes diyor ki: “Peygamberimizin bu zaman zarfı içinde ne bana vurması söz konusu olmuştur, ne kızması, hatta ne yüz ekşitmesi, hatta ve hatta bir defa olsun bana öf demedi. Yakınlarımdan birisi yanlış yaptığım bir husustan dolayı bana kızacak olsalar derdi ki: “Bırakın çocuğu, Allah’ın dilediğinden başka bir şey yapmamıştır o.”



Bu kadar büyük bir müsamaha içinde yetişen Hz. Enes’in ifadesinden anlıyoruz ki biz bu hadiste galiba bir yanlış anlamayla karşı karşıyayız. Gerçekten hadis üzerinde birçok araştırmalar yapıldı. Günümüz din eğitimcilerini en rahatlatan şu durumdur ki; hadis-i şerifte geçen “on yaşına geldikleri zaman kılmaz iseler” ‘fadribu aleyha’ Şimdi bunu düşündüğümüz zaman darb kelimesi dilimize de geçen şekliyle mesela darb-ı mesel ne demek, bir örnek vermek demek. 



Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresinde ikinci sayfada var, “Ey habibim, O insanlara, hani o köy halkından misal ver.” ‘Vadrib lehum’ diye geçer. Darabe fiili, bazı harf-i cerlerle farklı manalar kazanır. Arapça’nın özelliğidir bu. Mesela ‘dua’ kelimesi lam harf-i cerriyle bir kişi için dua etmek olur. Aynı dua kelimesi ala harf-i cerriyle bir kişi için beddua etmek olur. Bu kadar değiştirir yani. 



Malumunuz İngilizce’de prepositionlarla değiştiği gibi. Şimdi hadis-i şerife bu şekilde baktığımız zaman darb fiili ala harf-i cerriyle incelendiğinde ortaya ne çıkıyor biliyor musunuz? Çeşitli metotlar, çeşitli usuller kullanarak o namazı kılmasını sağlayınız. Bu bakımdan sizin sorunuzdaki ifade son derece yerindedir. On yaşına basınca da kılmaları noktasında yardımcı olun, farklı usuller uygulayın, misaller verin şeklinde anlayabiliriz. Hadis-i şerif böyledir çünkü hadisin sonu dövmeyle alakası olmayan bir şekilde bitiyor. Diyor ki: “Kız ve erkek çocuklarınızın arasını artık bu yaştan sonra ayırın.” Ne kadar anlamlı bir hadisi şerif olarak neticelenmiş oluyor! Fakat dövme işinden bahsedince biz hadisin metninde bile bir çelişkiye düşebiliyoruz. Çünkü Peygamber Efendimizin ifadeleri belagat açısından son derece yüksektir; dilcilerin de uyarısıyla hadisi böyle anlamamız gerekiyor. 



Yazının tamamı için: MEHMET EMİN AY İLE ÇOCUK EĞİTİMİ ÜZERİNE 

11 yorum:

Şenay- Doğam dedi ki...

Bilgilendirme için çok tesekkur ederım. Doğa yesi yasına gırıyor , allah kabul ederse bende ıkı yıldır namazımı kılmaya gayret edıyorum. Oda benden ornek alıp , kucuk seccadesını yanıma serıyor :) allahım devamını nasip etsın ne dıyeyım..

misafir dedi ki...

Şenay-Doğam;
İnşaAllah yavrularımızın küçük yaştaki bu hevesleri hayatları boyunca devam eder. Bizler de Hz. İbrahim'i örnek alarak, onun duasını sıkça okuyalım: "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; Ey Rabbimiz! duamı kabul et!" [Ibrâhîm; 14/40]

Adsız dedi ki...

Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun.Bizler Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem'i Kendimize önder örnek almış kimseleriz nitekim ki Allah'u subhan ve teala''Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulünde güzel bir örnek vardır.(Ahzab /21)buyurmuştur.şu linkte:http://www.ebumuaz.blogspot.com/2012/04/naslardaki-darabedovmek-kelimesinin.html bu yazınıza reddiye vardır.bunu dikkate almanazı umud ediyorum Şüphesiz ki O günün azabından korkanlar ögüt alır ve tevbe ederler gercekten Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız her işi ehline götürün ve bu yazıyı gizlemeyin çünkü artık bunları size ulaştırdım Şahid olarak'da Allah yeter.

misafir dedi ki...

Efendim; Tavsiye ettiğiniz yazıyı okudum. Yanlış anlaşılmaları düzeltmek yolunda harcanan her emeğe saygı duyarım. Fakat o yazıda eleştirilen düşüncenin sahibinden bahsederken kullanılan kelimeler o sitede görünen bilgilerin aksine Muhammedî bir tavır takınılmadığını düşündürüyor. "türkücü Mehmet Emin Ay, kalbiyle değil bağırsaklarıyla düşünen sözde akılcılar" gibi ifadeleri bu kadar rahat kullanan bir kişi insanları Hakk'a yaklaştırmaz, ancak uzaklaştırır.

"O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever" (Âl-i İmran Sûresi, 159. âyet-i kerîme)

Adsız dedi ki...

Hamd göklerin rabbi, yerin rabbi ve âlemlerin rabbi olan Allaha mahsustur.
Yazınız da verilen her emege saygı duyarım demişsiniz, biz saygı duyasınız diye red vermedik Hakka tabii olasınız diye cevab verdik! Ayrıca yanlış anlaşılma diyorsunuz gercekten cok garib bir söz etmişsiniz yanlış anlaşılma dediginiz şey saptırmadır,zaten sizin beğenmediginiz ve hoşunuza gitmeyen tabirler bu yüzdendir siz O,sözleri ne kadar çirkin görüyorsanız Vallahi biz şu saptırmayı misliyle çirkin görüyoruz .. Hakkı batıl ile örtmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin. (Bakara 2/42) Ve.. Rabbinin gönderdiği apaçık bir "Delil'e dayananla, kötü ameli kendisine güzel gösterilen, bir olur mu? Bunlar, heva ve heveslerine uy¬muşlardır. (Muhammed, 14) Sonra, (ey Rasûlüm) seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen, o şeriata uy da ilmi olmayanların arzu ve is¬teklerine uyma." (Câsiye / 18).şüphesiz ki senin Allah Rasulunun sözlerini tahrif eden hakkında kötü gördügün O sözler Seni üzdü işte bizleride üzen Allah Rasulunun getirdiklerinin tahrif edilmesidir,saptıran heva ve hevese göre nasları tahrif edenleri savunacagınıza Allah Rasulu (sallallahu aleyhi ve selem)’in getirdiklerini savunsaydınız ve amel etseydiniz zillet yerine izzeti tadacaktınız…Kim Allah'ı, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse, şüphesiz ki Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir. (Maide 56)..ne yazacaklarım biter nede bu sayfa yazacaklarıma yeter inşallah temennim tevbe eder ve kişileri degil Hakkı savunursunuz. "Kendisine doğru yol belli olduktan sonra, kim, Peygambere karşı çıkar ve mü'minlerin yolundan başka bir yola girerse, onu, gir¬diği yolda ve sapıklıkta bırakırız; âhirette de Cehenneme sokarız. O, ne kötü bir yerdir." (Nisa / 115) Şeyhân (Buhârî ve Müslim), Ebû Dâvud ve İbn Mâce'nin rivayetlerine göre Rasûlullah (s.a.v), şöyle buyurmuştur: "Kim, bizim dinimizde, onun tasvip etmediği bir şey icad ederse o, (kişi ve işi) reddedilir." (Buhârî, İ'tisâm, 20; Müslim, Ekdiyye, 17; 18; Ebû Dâvud, Sünnet, 5; İbn Mâce, Mukaddime, 2.)

Adsız dedi ki...

Tirmizî, Kesir b. Abdullah'dan, o, babasından, o da dedesinden, Rasûlullah (s.a.v)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şüphesiz bu din, garib olarak başladı. Garib olarak (sahibine) dönecektir. Benden sonra, insanların bozduğu sünnetimi ihya ve ıslah eden gariblere ne mutlu." (Benzeri rivayetler için bkz. Müslim, İman, hadis no:232; Tirmizî, îman, 13; Dârimî, Rikak, 42; Müsned, I, 398.) Rablerine hakkıyla kulluk edenler ve âlimler onları, yalan söyle¬mek ve haram yemekten men etmeli değil miydiler? Bu işledikleri ne kötü bir şeydir. (Maide 63) Çok kişi arzularına göre bilgisizce (toplumu) saptırır. Rabbin, o haddi aşanları çok iyi bilmektedir' (En'âm 6/119)
Abdullah b. Amr b. Âs'tan (Radıyallahu anhumâ)’dan
Rasûlullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dediğini işittim: "Allah toplumdan ilmi bir anda söküp almaz. Fakat âlimlerin (sayısını) azaltır, hatta hiçbir âlim kalmaz ve insanlar cahilleri rehber edinir. Onlar da sorulduğu zaman bilgisizce cevap verirler. Böylece hem kendileri sapar, hem de başkalarını saptırırlar."
Bir diğer rivayette ise Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle
buyurdu:
"Allah bir topluma ilmi verdikten sonra hemen söküp almaz. Fakat âlimlerin (sayısını) azaltır. Her âlim vefat ettikçe onunla birlikte olan ilmin bir parçası kaybolur, sonunda hiçbir âlim kalmaz ve insanlar cahilleri rehber edinir. Onlara sorulduğunda da bilgisizce cevap verirler. Böylece hem kendileri sapar, hem de başkalarını saptırırlar."
Sened:
Sahih: Müsned, 11/162, H.no: 6511. İkinci rivayet: 11/203, H.no:6896; Benzer rivayeti için bk. 11/190, H.no: 6787-6788; Ma'mer b. Râşid, XI/256-257; İbn EbîŞeybe, VII/505, H.no:37590; Tayâlisî, s.302, H.no:2292; Buhârî, İlim, 34; İ'tisâm, 7; Halku efâli'l-ıbâd, s.86; Müslim, İlim, 13-14; Îbnü'l-Mübârek, Zühd, s.281; Tirmizî, İlim, 5, H.no:2652 (Hasen-sahih); İbn Mâce, Mukaddime, 8, H.no:52; Dârimî, Mukaddime, 26, H.no:245; Kudâi, Müsnedü 'ş-sihâb, 11/163, H.no:l 107; Muhâmîlî, 1/337, H.no:369; Beyhakî, Şuabü'l-îmân, 11/253, H.no:1660.
İbni Abbas radiyallahu anh şöyle demiştir; “Hataları olan alime tabi olana yazıklar olsun” oradakiler; “Bu nasıl olur?” deyince o şöyle cevap verdi; “Bir alim kendi görüşüne göre bir şey söyler. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelen ilim ona ulaşınca hatalı olan görüşünden döner. Fakat kişi hala bu alimin hatalı görüşünü taklit etmeye devam eder. işte böyle kimselere yazıklar olsun.”İbn Abdilberr Camiul Beyanil İlm (12019) İbn Hazm el-İhkam (6/824) İbn Kayyım İ’lamul Muvakkiin (2/296, 4/54) Elbani; el-Hadisu Huccetun Binefsihi Fil-Akaid vel-Ahkam (s.78)
Resulullah (s.a.v.)'e bir gün şöyle sorul¬du:
"Ey Allah'ın Resulü, biz müslümanlar iyiliği emretme ve kötülüğe mani olmayı ne zaman terkederiz?" Resulullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: "Sizden evvel¬ki ümmetlerde görülenler, sizde de görüldüğü zaman." Dedik ki: "Ey Allah'ın Resulü, bizden önceki ümmetlerde neler görülmüştü?" Buyurdu ki: "Görülen şeyler, mülkün küçüklerinizde olması, fuhuşun büyüklerinizde görülmesi, ilmin de rezillerinizde bulunmasıdır.
(İbn-i Mace, K. el-Fiten, Bab: 20, Hadis No: 4015/Ahmed b. Hanbel, Müsncd, C.3, S.187.)

Biz Allah'a ve Rasulune tabii olmayana saygı duymayız.

misafir dedi ki...

Yukarıda ayet ve hadisleri farklı bağlamlarda alarak asıl konunun dışında bir noktaya geldiniz.

Ben konu ile alakalı son bir şey eklemek istiyorum.
Efendimiz (sav) ömründe tek bir çocuğu dövmüş müdür? Eğer cevabınız hayırsa ki dövmemiştir neden Peygamber (sav)'in pratiklerinden hareketle yapılmış bir tevile bu kadar öfke duyuyorsunuz anlamak mümkün değil. Asıl bu tavrınızla siz Peygamberin bir ömürlük uygulamasında (sünnetinde) yapmadığı bir şeyi tek düze lafzi algılamalarınızla ona isnat ediyorsunuz. Hadis sünnet ilişkisi uzmanlık isteyen ilmi bir tartışma konusudur ki burada tartışmak uygun olmayacaktır. Lakin lütfen herkesi kafanıza göre dini tahrif etmekle suçlamayı terk edin de biraz olaylara hikmet çerçevesinde bakmaya çalışın.

Adsız dedi ki...

Hamd göklerin rabbi, yerin rabbi ve âlemlerin rabbi olan Allaha mahsustur.
inşaallah verecegim linkte davet uslubunu begenmediginiz ebu muaz akhi nin yazısı mevcuttur okur ve siteye üye olup soru bile sorabilirsiniz.ayrıca türkücü sözünde ki hakikati googleye mehmet emin ay ..diye yazdım ve hakikaten müzik eşliginde bir takım sözler mırıldandıgını duydum ve ebu muaz akhi'nin sözünde ki hakikati gördüm Allah onun ilmine ve davetine bereket versin (amin) sorunuza da cevab vermişdir bizzat kendisi.hadisleri tahrif etmesinin amacıda bu olsa gerek yani yaptıgı iş çünkü müzigin haramlıgı hakında hadislerde mevcut benim şahsen aklıma bu geldi yaptıgı işi meşrulaştırmak için hadisleri tahrif ediyor diyorum.Allah hidayet versin (amin)

İmam Buhârî, Ebû Mûsâ el-Eş'ârî'den (r.a) rivayet ediyor: Rasûlullah (s.a.v), şöyle buyurdu: "Benimle, Allah Teâlâ'nın beni vasıta kılıp gönderdiği şeylerin misâli, şöyle bir adamın hâline benziyor: Adam, kavmine gelerek:
'Ey kavmim! Ben (size saldırmak üzere gelen), bir orduyu gözlerimle gördüm. Hiç şüphesiz ben, büyük bir tehlikeyi haber veren bir uyarıcıyım. Kurtulmak için başınızın çaresine bakın,' diye feryat etti. Kavminden bir grup, adama inandı ve hemen gece yarısı yola çıkarak ellerindeki mühlet içinde yol aldılar. Kavminden bir grup da adamı yalanlayıp yerlerinde sabahladılar. Sabaha doğru ordu, bunlara saldırdı, kendilerini helak edip köklerini kazıdı. İşte, bana itaat edip getirdiklerime uyanın misâli birinci grup gibidir. Bana isyan edip hak olarak getirdiklerimi yalanlayanın misâli de yerinde bekleyip helak olanlar gibidir." (Buhârî, Rikak, 26; Müslim,Fedâil, 16.)

Adsız dedi ki...

inşaallah buda link : http://darussunne.noadforum.org/viewtopic.php?f=9&t=749

Adsız dedi ki...

INŞALLAH hidayete erenlerden oluruz din kardeşlerimiz için dua edelim vesselâm

Adsız dedi ki...

Burdaki dövmekten kasıt " sevdiği şeylerden mahrum etmek manasına.. namaz kildirindaki kasıt ise davranış eğitimi verin.. çünkü namaz kulun ile allah arasındaki bi davranış şeklidir..